Friday, July 31, 2009

"Arap Açılımı"

"Kürt Açılımı" diye bir politika olamayacağını yazmıştım!
"Kürt Açılımı" gündeme getirilirse, "Arap Açılımı", "Çerkez Açılımı", "Gürcü Açılımı", "Ermeni Açılımı" gibi politikalar da üretmek gerekir! Türkiye'yi, bir "açılımlar ülkesi" yapmak yerine, Atatürk'ün yaptığı gibi, bir "reformlar ülkesi", bir "devrimler ülkesi" yapmak, daha doğru olur.
"açılım"ın tanımı da yapılmış değildir. meşrûluğu tartışılan bir hükümet, nasıl "açılım" yaparmış?!
ama, reform yapmak istiyorlarsa, Meclis var!
devrimler yapmak istiyorlarsa, "Şapka Devrimi" veyâ "Eğitim Devrimi" gibi, Meclis var!
1920'lerde, 1930'larda, Atatürk'ün yaptığı tüm reformlar, devrimler, Meclis'in tartışmaları ile, Meclis'in kararlar alması ile mümkün olmuştur.
Meclis'i dışarıda bırakıp, başka muhataplar veyâ başka tartışmacılar aramak, doğru değildir, "Kürt Açılımı"nın içtenliksizliğini kanıtlar.
"Arap Açılımı" da yapılsın! Irak gibi büyük bir Arap ülkesine saldırılırken, sessiz kalanlar veyâ Paul Wolfowitz'in de söylediği hataların yapılmasını destekleyenler, nasıl "Arap Açılımı" veyâ "Kürt Açılımı" yaparlar ki, mümkün değil!
ama, "Taraf" Yazarı, Tarihçi, Siyasetçi Nabi Yağcı'nın yazdıklarını da iyi okumak gerekir, Nabi Yağcı, hassas bir devlet adamıdır, Kürtler'e yönelik kötülükler olduğunda sessiz kalmamış, ama, Kürtler'i de çok uyarmış, hükümetler ile Kürt muhalefet çevreleri arasındaki ilişkileri iyice anlamak gereğini vurgulamış, deneyimli bir siyaset uzmanıdır.
"Kürt Açılımı"nı, Nabi Yağcı da gündeme getirince, "Kürt Açılımı"nın kötü çağrışımlarını da hatırlıyor insan.
SİNAN ÖNER

Kürt Şiiri

"Kürt Açılımı" diye bir kavram, pek yerinde değildir. hele, bu hükümet, "Kürt Açılımı"nın içerdiği anlamları taşıma yeteneğine de sahip değildir.
ama, Kürtler'in Tarihi incelenmelidir, Kürt Şiiri, Kürt Edebiyatı okunmalı, incelenmelidir.
Kürtçe tartışmasını pek sevmem, Kürt lehçelerinin yaygın olduğu yerlerdeki yurttaşlarımızı da incitmek istemem.
ama, Kürt Şiiri'nin bazı örneklerini okuduğumu yazmalıyım.
Kemal Burkay'ın bazı Kürtçe şiirlerini okumuştum meselâ. Şâir, Yazar, Tarihçi, Siyasetçi, Öğretmen Kemal Burkay, Kürt Şiiri'nin temsilcilerinden biridir. Kürtçe şiirlerinde, Kürtler'i anlatan pek çok dize okumuştum.
Kürt Şiiri'nin 20. Yüzyıl'daki ustası, kuşkusuz, Cigerxwin diye halk arasında yaygınlaşmış, Şeyhmus Hasan'dır.
Şeyhmus Hasan, Mardin'in Gercüş İlçesi'nin Hisar Köyü'nde, 1903'de doğmuş. Türkiye'de, Irak'ta, Suriye'de, İsveç'te yaşamış, bir sürü ödül kazanmış, tüm dünya'da şiirleri yayınlanmış, usta bir Şâir'dir.
Şeyhmus Hasan'ın toplu şiirlerinin ilk Türkçe yayımı, Ecevit Hükümeti sırasında, 1979'larda yayınlanmış.
Şeyhmus Hasan, Komintern'e bağlı, Marxist bir Şâir, aynı zamanda Birleşmiş Milletler'e de yardımcı olmuş bir devlet adamı.
Kürt Şiiri'ni dünya'ya sevdirmiş kişilerden biridir, Şeyhmus Hasan, Cigerxwin.
"Kürt Açılımı", içten bir politika izlenimi bırakmıyor. ama, Kürt Şiiri, içten bir şiir olduğu gibi, gerçekleri algılamayı seçmiş bir şiir, Kürtler'e, "tepeden inme" politikaların değil, Atatürk'ün, Demirel'in, Ecevit'in yaptığı gibi, halk'ın içinde üretilmiş, halkçı politikaların fayda getireceğini savunan bir şiir, Kürt Şiiri.
SİNAN ÖNER

"Kürt Açılımı"

Aslında, gazetelerde gündeme getirilen konulara hiç girmek istemiyorum, ama, bazı yazarlar ısrarlı biçimde, bazı konuları açmak istiyorlar. bir konu da, Erdoğan Hükümeti'nden beklenen "Kürt Açılımı" konusu.
Kürtler, Süleyman Demirel'in söylediği gibi, dört farklı ülkede, dört farklı devlet'in yurttaşları, bu dört devlet'in uyruğunda yaşıyorlar.
Suriye, Irak, İran, Türkiye, Kürtler'in yurttaşı oldukları devletler.
Suriye'deki Kürtler'in yaşayışları hakkında bir bilgim olmadı, araştırma'ya vaktim de olmadı.
Irak'ta, Cumhurbaşkanlığı'nı bir Kürt, Celâl Talabanî yapıyor, Kuzey Irak'taki Kürt Özerk Bölgesi de, Kürtler'in Irak'taki yaşayışları hakkında bazı bilgiler getiriyor.
İran'daki Kürtler'i, geçmişteki bazı siyasî girişimlerinden anımsıyorum.
Türkiye'deki Kürtler, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunda yer aldı, "azınlık" değil, ama, "özerk bir yönetim"leri de yok, yok ama, yerel yönetimlerinde, milletvekili seçimlerinde, Kürtler'e bir engel de yok!
"Kürt Açılımı" diye bir politika olduğunu veyâ olacağını sanmıyorum. yayıncılık, eğitim alanlarında, Kürtler, bazı faâliyetler yapıyorlar, TRT'deki Kürtçe yayınlar, Kürtçe yayınlanan gazeteler, kitaplar, Kürtçe televizyon yayınlarının izlenme imkânları, ayrıca bir "Kürt Açılımı"nı gerekli kılmıyor.
"Kürt Açılımı" derken kastedilenler, nelerdir?
Anayasa'ya yönelik eleştiriler, Kürtler söz konusu olduğunda, gülünç.
Kürtler'in, Süleyman Demirel'e göre, tek sorunu, devlet'lerinin olmayışı, bir "Kürdistan" veyâ bir "Kürdiye" yok dünya'da! bu yüzden, bazı dönemlerde, "Kürt Sorunu" ya da, "Kürt Politikası" gibi kavramlaştırmalar gündeme geliyor. ama, bir "Kürt Devleti" kurmak da, bir sürü açıdan mümkün değil, zaten, Kuzey Irak Kürtleri'nin, "devlet" olmasa da, bir "özerk yönetim" kurmuş olmaları, Kürtler'in dünya'da daha iyi temsil edilmesi açısından fayda getiriyor, veyâ fayda getirdi.
"Kürt Açılımı"nın ne getireceğini bilmiyoruz.
Kürt seçmenlere yönelik bir politika, şimdilik iticidir, hoşnutsuzluk yaratır, çünkü, Erdoğan Hükümeti, artık, doğal süresini aşmış bir hükümet.
SİNAN ÖNER

Yeni bir Anayasa?

Yeni bir Anayasa talep eden bazı yurttaşlarımız, gazetelere ilânlar vermişler.
yeni bir Anayasa, daha Anayasa kabûl edilirken talep edilmeye başlanmıştı, 1982'de!
hatta, Usta Yazar Oktay Akbal, Anayasa referândumu öncesi, "Cumhuriyet"teki köşesinde, "Anayasa Tasarısı'na Hayır!" diye yazdığı için, aylarca cezaevinde kalmıştı. "Anayasa Tasarısı'na Hayır!" demek, yasaklanmıştı, Anayasa'ya herhângi bir eleştiri getirmek, yasaktı. Anayasa Tasarısı, seçmenlerin çoğunluğunca onaylandı, 1982 Anayasası olarak resmîleştirildi.
2009'da, hâlâ, yeni Anayasa önerileri getiriliyor. geçen sürede, Anayasa'nın çeşitli maddeleri değiştirilmesine rağmen, Anayasa'nın genel yapısı, mantığı değişmediği için, yeni Anayasa talepleri devâm ediyor.
yeni bir Anayasa getirilir mi, kabûl edilir mi, bilmiyorum, ama, neden yeni bir Anayasa talep edildiğini biliyorum, Anayasa'ya uygun olması zorunlu yasalar da eleştirilmektedir. bazı yasaların yenilenmesi de, bir sorun.
1924, 1961 Anayasaları ile 1982 Anayasası arasındaki farklar, çok yazıldı!
şimdiki değiştirilmiş Anayasa ile önceki Anayasalar arasındaki farklar da tartışılıyor.
ben, yıllarca Anayasa incelemeleri yapmış bir Tarihçi'yim, Anayasacılığı da inceledim, ama, yeni bir Anayasa yazmaktaki güçlükleri de iyi biliyorum.
sorun, iyi bir anlatım veyâ iyi bir hukuk işlemi değil, ama, iyi bir anlatım da şart, hukuksal normlara uygunluk da şart; sorun, Anayasa'yı yazmak ödevinin nasıl saptanacağı, Anayasal kurumların bu süreçteki katkılarının neler olacağı, Anayasa'nın dünya Anayasaları, yasaları, sözleşmeleri ile nasıl bir bağlantı içinde yazılacağı sorunu.
Anayasa'lar olmadan, toplumlar birarada yaşayamaz, ama, Anayasa'ları yazmak ödevini yapmak da, toplumsal uzlaşmaların karakterine bağlıdır.
SİNAN ÖNER

Tajikistan'da Bir Doruk Daha!

Tajikistan'ın başkenti Duşanbe'de bir doruk daha toplandı!
Başkan Rakhmon'un konukları, Asya devletlerinin Başkanları idi, Rusya Cumhurbaşkanı Medvedev, Pakistan Cumhurbaşkanı Asaf Zerdarî, Afganistan Cumhurbaşkanı Hamit Karzaî idi. Kremlin, bu doruğu da kıymetlendirdi; "uyuşturucu kaçakçılığı"na, öteki "yasadışı faâliyetler"e yönelik politikalar tartışıldı, dünya'ya, bu konularda önlemler alınacağı ilân edildi.
Rusya'nın bu doruğu kıymetlendirmesi doğaldır. "uyuşturucu kaçakçılığı", tüm halkları tehdit eden bir suç, bu suç'un yok edilmesi yönünde, devletlerarası anlaşmaların uygulanması gerekiyor.
"uyuşturucu üretimi"nin yok edilmesi yönünde neler yapılmalıdır? Duşanbe'deki doruk, öncelikle, "uyuşturucu kaçakçılığı" ile savaşımın koşullarını tanımlıyor, devletlerin bu savaşımdaki kararlılığını ilân ediyor.
Afganistan'daki sorunlar, Pakistan'ın "siyasî istikrâr"ın devâmındaki sorunları, Tajikistan'ın, biraz da komşu devletlerden kaynaklanan sorunları, Rusya'nın çok büyük bir ülke olması, devlet yöneticilerinin daha titiz, daha kararlı, daha dinamik davranmasını koşulluyor.
Tajikistan Cumhurbaşkanı Rakhmon'un, önümüzdeki sürede, doruğun getirdiği olanakları da kıymetlendirip, daha da iyi bir siyaset izleyeceğini sanıyorum.
SİNAN ÖNER

Thursday, July 30, 2009

Demirtaş Ceyhun'a Vedâ

Yazar, Mimar Demirtaş Ceyhun'a vedâ ediyoruz.
Demirtaş Ceyhun, dün vefât etmiş.
Demirtaş Ceyhun okurlarına, Demirtaş Ceyhun'un meslektaşlarına, Demirtaş Ceyhun'un değerli ailesine başsağlığı dilerim.

Demirtaş Ceyhun, Adana'da doğmuş, Devlet Güzel Sanatlar Akademisi'nde mimarlık eğitimi almıştı. Mimar Demirtaş Ceyhun, çeşitli mimarlık ödüllerinin sahibi idi. Adana Mimarlar Odası Başkanlığı da yapmıştı, Demirtaş Ceyhun.
Demirtaş Ceyhun, Türkiye İşçi Partisi kurucusu idi, Türkiye İşçi Partisi'nin Adana İl yöneticiliğini de yaptı.
Demirtaş Ceyhun'un, öykücülüğe, roman sanatına, deneme yazarlığına katkıları vardır.
Demirtaş Ceyhun, Aziz Nesin ile birlikte Türkiye Yazarlar Sendikası'nı yönetmiş, Aziz Nesin Vakfı'nın kuruluşuna katılmış, Aziz Nesin'i anlatan kitaplar yazmıştı.
Demirtaş Ceyhun'un oğlu Ozan Ceyhun da, Almanya Sosyal Demokrat Partisi'nin yöneticilerinden biriydi.
Demirtaş Ceyhun'un, Türk Basın Tarihi'ndeki yeri de, çok değerlidir. "Politika", "Cumhuriyet", "Aydınlık" gibi gazetelere katkılar yaptı, Demirtaş Ceyhun.
Demirtaş Ceyhun'un beni nasıl anımsadığını bilmiyorum ama, çeşitli toplantılarda, gezilerde biraraya gelmiştik. Aziz Nesin'in de teşviki ile yapılan "siyasî yasakların kaldırılması" toplantılarında -1987'lerde!-, Türkiye Yazarlar Sendikası'nın toplantılarında, TÜYAP Kitap Fuarlarında, Demirtaş Ceyhun'a rastlardım. bir akşam da, sanırım, 1990'da, Yalova Harb-İş Sendikası Tesislerinde birararaya gelmiştik.
Demirtaş Ceyhun, elbette, çok değerli bir hemşehrim, Çukurovalı bir Yazar, Mimar. Adana'lı değilim ama, Adana'da çocukluğumu yaşadım, Adana'ya kırküç kilometre uzakta bir şehirde okudum, ilkokul yıllarımda, Demirtaş Ceyhun'un kitapları ile rastlaştık, evimizdeki kitap raflarında, Demirtaş Ceyhun vardı!
Yaşar Kemal Göğceli, Orhan Kemal, Ali Püsküllüoğlu gibi, Adana'lı Yazar Demirtaş Ceyhun da, dünya'ya açılmış, Türkçe'yi dünya'da temsil etmiş, usta anlatıcılığını farklı biçimlerde göstermiş, Mimarlığını da hiç unutmamış bir adamdı.
Demirtaş Ceyhun'un vefât ettiğini kabûl etmiyorum ama, vefât etmiş gibi de, Demirtaş Ceyhun'u anma'yı ödev kabûl ederim.
SİNAN ÖNER

Wednesday, July 29, 2009

CHP'de Tazelenme Önerisi!

Cumhuriyet Halk Partisi'nin Meclis Grup toplantılarına, bu yıl sanırım dört kez uğradım. Genel Başkan Deniz Baykal'ın toplantılardaki konuşmalarını dinledim. toplantıların bazıları, 29 Mart 2009'daki yerel seçimler öncesi idi. bir kez de, Meclis'e, BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu'nun cenâze törenlerine katılmak amacı ile uğramıştım.
CHP, yerel seçimlerde, % 23 kadar seçmenden oy kazanmıştı!
CHP'nin seçim kazandığı illerin çoğunu, seçim öncesi yaptığım gezide ziyâret etmiştim. Mersin, Antalya, Muğla, İzmir, Çanakkale, Tekirdağ, Edirne, Kırklareli, Zonguldak, Sinop, Giresun, Artvin gibi illerde, belediye başkanlığını CHP'li adaylar kazanmıştı.
CHP Yönetimi, artık olgunlaştı, hatta yaşlandı. belki beş yıl daha, CHP'nin yöneticileri yönetimdeki rollerini korurlar. ama, bir tazelenme de şart.
Ekim 2009'daki Meclis Açılışı'ndan önce, CHP'de yönetimde bir tazelenme önerisi, iyi bir öneri.
elbette, amaçlanan, ilk seçimlerde CHP Hükümeti'dir.
bu amaca göre, CHP Yönetimi'nin bir yenilenme veyâ bir tazelenme yaşaması şart.
Genel Başkan Deniz Baykal'ın, bir Başbakan olarak algılanması için adımlar atılmalıdır. bu yönde, CHP Hükümeti'ni meydâna getirmesi muhtemel bir "ön kabine", şimdiden belli edilmelidir. CHP Genel Sekreteri Önder Sav, deneyimli bir yöneticidir. ama, CHP Genel Sekreterliği'ne genç bir yöneticinin getirilmesini de önermekte yarar var. Önder Sav, Genel Başkan Yardımcılığı'na atanır, CHP Genel Sekreterliği'ni de, Genel Başkan Deniz Baykal'ı Başbakanlığa hazırlayacak bir siyasetçi seçilir veyâ atanır. CHP Yöneticileri arasında, Genel Sekreterliğe adaylar vardır; Profesör Nur Serter, iyi bir Genel Sekreter adayıdır meselâ. eski Devlet Plânlama Teşkilâtı Başkanı İlhan Kesici de, iyi bir CHP Genel Sekreter adayıdır. bir aday da, şimdilik siyaset dışında kalan, eski Kültür Bakanı Mustafa İstemihan Talay'dır.
CHP'nin, ilk seçimlerde, bir CHP Hükümeti kurması amacı ile, CHP'nin öteki yöneticileri de tazelenmelidir.
ama, bu tazelenme, bir Büyük Kurultay ile mi, yoksa bir Parti Meclisi toplantısı ile mi gerçekleşmelidir, bu sorunun yanıtını CHP Yönetimi saptamalıdır.
SİNAN ÖNER

Mersin'de Bir Kütüphane'de

Mersin Halk Kütüphanesi'ndeyim.
Mersin Halk Kütüphanesi, çok eski bir taş binâda kurulmuş, Mersin Garı'nın tam karşısındaki İsmet İnönü Anıtı'nın biraz ilerisinde.
Mersin Kültür Müdürü Öğretmenimiz Değerli Mehmet Çalışkan'ın çabaları ile, Halk Kütüphanesi'nin bazı bölümleri yenilenmiş. Mehmet Çalışkan, emekli bir Resim Öğretmeni, 1980'lerden beri görüşürüz, selâmlaşırız, Şâir, Yazar, Ressâm. yıllardır, Mersin Kültür Müdürlüğü yapmakta, Mehmet Çalışkan.
Mersin, bir açıdan, Türkiye'nin ilk "kültürkent"lerinden biridir. ilk kadın belediye başkanı, 1950'lerde, Mersin'de seçildi. Mersin'i, bugüne kadar, hep sosyal demokratlar, sosyalistler, reformcu siyasetçiler yönetti, milliyetçiliğin merkezlerinden biridir Mersin, ama, hep demokrat olmayı başarmış bir kent idi, Mersin.
Mersin, çevresi ile de bir "kültürkent".
Mersin Tarihi ile ilgili bazı kitaplar yayınlanıyor, okumak, incelemek gerekiyor, Türkiye Tarihi'ni anlamak yönünde, Mersin Tarihi'nin de okunması şart.
Mersin, İtalyanlar'ın, Ermeniler'in, Suryâniler'in, Yahûdiler'in de yaşadığı bir merkez. Araplar, Türkler, Kürtler, Mersin'de çoğunlukta.
Mersin'in geçmişi kadar geleceğini de düşünmek zorundayız.
SİNAN ÖNER

Sunday, July 26, 2009

Tarsus'ta bir Tarihçi

Nisan 2009'dan beri Tarsus'tayım. Tarihçi niteliğimle, Tarsus'u yaşıyorum. 2009'un Mart Ayı'nda, yerel seçim gezileri yapmıştım. onlarca şehir gezdim, seçimler öncesinde. sonra da, Tarsus'a geldim, çocukluğumun, gençliğimin bir bölümünün geçtiği Tarsus'ta çevremi ziyâret ediyorum, yaz aylarımı da Tarsus'da kıymetlendiriyorum.
elbette, Türkiye'deki "hükümet sorunu", "güvenlik sorunları", "haberleşme sorunları", Tarsus'taki sosyal deneyimleri koşullandırıyor. Tarsus Halkı, geçmişini anımsamakta yeterli değil, Tarihçiler'in Tarsus'ta daha iyi bir Tarihçilik yapmalarının koşulları var değil. geçenlerde, Saint Paul'ü anma toplantıları yapılmıştı ama, yalnızca bir panel, bir de Vatikan Elçisi'nin, Alman Elçisi'nin katılımları ile bir "dinî müzik" gösterisi yapıldı. ama, Tarihçiler, Tarsus'ta uzun süre kalmalılar, bu koşullar meydâna getirilmelidir, Tarsus, binlerce yıllık bir şehir!
bir Tarihçi olarak, hem antik tarih, hem modern tarih alanlarında okumuş, yazmış biri olarak, Tarsus'un şimdiki koşullarından memnûn değilim, bir sürü sorunlar, Tarsus'u tehdit ediyor, Tarihçileri de, yoruyor, tehdit ediyor.
herhâlde, Vatikan'ın, öteki devletlerin de -meselâ, Tarsus Amerikan Koleji'nin yöneticisi ABD'nin!- çabaları ile, daha iyi bir Tarsus'u göreceğiz.
SİNAN ÖNER

Temmuz'un Son Günleri

Temmuz 2009'un son günlerinde, neler düşünmeliyim diye soruyorum!
çünkü, bir tatil mevsiminde, bir iş yapmak mümkün değil de, dinlenmek veyâ düşünmekten başka bir iş olmadığında, insan, ne düşüneceğini de sorar. düşünülenler, insan'ın zihin yapısını belki değiştirmiyor ama, bir bütün olarak insan'ın iyi ya da kötü olmasına neden oluyor.
"işsizlik" durumunda, bu konu, daha ciddî bir konu. ama, bir Tarihçi'nin "işsiz" olmadığını kabûllenmeli. Tarihçi, yaz mevsiminde ya da başka bir mevsimde, hep "iş sahibi"dir. ama, bir "iş"i de, ne düşüneceğini sormak, nasıl düşüneceğine karar vermek, ne düşünürse daha iyi olacağını hissetmek, Tarihçi'nin "iş"i, bu konu söz konusu olunca, bir "düşünme bilimi" veyâ bir "düşünme sanatı" icât etmek ya da yaratmaktır.
2009'un, Temmuz'a kadarki "raporu"nu yazacak olsak, bir "dünya 2009" ya da "Türkiye 2009" diye saptamak gerekiyor, bir "kişisel rapor" yazacaksak, daha farklı koşulları ya da tanımlamaları da izlemek gerekiyor.
2009'da, dünya'da neler oluyor, Türkiye'de neler oluyor, çevremizde neler oluyor? bu soruları yanıtlamak bile, bir "iş"!
SİNAN ÖNER

Thursday, July 23, 2009

Kurmanbek Bakiev

Kırgızistan Cumhurbaşkanlığı'na, halkın çoğunluğunun oyları ile yeniden seçilen Kurmanbek Bakiev'i kutlarım.
Kurmanbek Bakiev, bir "halk ayaklanması" ile Cumhurbaşkanlığı'na gelmişken, artık seçimlerde büyük halk desteğini alıyor, Kırgızistan Cumhuriyeti'nin daha katı Anayasal ilkelere kavuşturulmasında bir adım daha atıyor.
Kırgızistan, "çok milletli" bir devlet, Anayasal ilkelerine bu yüzden daha çok titizlenmek zorunda. Ruslar, Kazaklar,Özbekler, Tajikler, Kırgızlar, birarada yaşamalarının tüm imkânlarını kullanıyorlar.
Kırgızistan Başbakanı İgor Chudinov'u da, seçimlerin gerçekleşmesindeki liderliği nedeni ile kutlarım.
SİNAN ÖNER

İran'a "Şemsiye" Önerisi

ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton'un İran'a "şemsiye" önermesi, bugünkü Batı basınında yer almış. doğru mu, bilmiyorum, çünkü, www.yahoo.com haber sayfalarına güvenmek mümkün değil. ama, yine de, haber'i incelemeli. ABD, İran'ın "nükleer siyaset"ini eleştiriyor, önlemler almak istiyor. hatta, İran'ı tehdit eden ABD yöneticileri var.
Hillary Clinton'un, Türkiye'deki hükümeti de tehdit etmesi ya da uyarması şart!
Türkiye'deki hükümet, İran'daki hükümet'ten daha iyi değildir.
ABD, İran'a ya da başka bir devlet'e yönelik değil de, Ortadoğu'ya, Kafkaslar'a, Balkanlar'a, Kuzey Afrika'ya yönelik daha geniş ölçekte siyasetler önermelidir.
"şemsiye" önerisini de, tartışılması gereken bir öneri olarak incelemeli. ama, İran'a "şemsiye" yapayım derken, Türkiye'yi, Irak'ı iyice sorunlaştırmak iyi değildir.
Türkiye'de meşrû bir yönetim olmadığı için, İran, daha büyük bir sorun olmakta.
SİNAN ÖNER

Kırgızistan'da, Başkan Seçiliyor!

www.itar-tass.com'da yazıldığına göre, Kırgızistan'da, Başkan seçiliyor!
7 Başkan adayı, Kırgızistan seçimlerinde yer almış. şimdiki Başkan Kurmanbek Bakiev de yeniden Başkan adayı.
Kurmanbek Bakiev'in seçilmesi daha muhtemel ama, öteki adayları da küçümsemek doğru değildir.
Kırgızistan seçmenleri, sürprizleri de seçen bir halk.
Bişkek'te (Frunze'de) kaldığım aylarda, Kırgızistan Halkı'nın bazı özelliklerini iyi gözlemlemiştim. siyaset'i algılamaları açısından, Kırgızistan Halkı, öteki halklardan biraz farklıdır. 2005'deki "halk ayaklanması", Kırgızistan'ın siyaset anlayışının bir kanıtı idi. "halk ayaklanması" ile, Kırgızistan, Kurmanbek Bakiev'i Başkan yapmış, İgor Chudinov'u da Başbakan yapmıştı. sonra, seçimler yapıldı, Kırgızistan Meclisi de, bu "halk ayaklanması"nın getirdiği Anayasal koşulda yapılandırıldı.
Kırgızistan seçimlerini kutlarım.
yeni Başkan'a şimdiden iyi kutlamalar!
SİNAN ÖNER

Tayland, Çok mu Uzak?

Tayland'da bir doruk var yine!
ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, Rusya Dışişleri Bakanı Sergei Lavrov ile biraraya gelmiş, Tayland'da.
Kırgızistan'da kaldığım sıralarda, Rusya'yı daha iyi izliyordum, Rusya Dışişleri'nin Asya ülkelerindeki faâliyetlerini daha iyi kavramak mümkündür, Kırgızistan'da.
Tayland, çok daha uzak!
Tayland'ı, çocukluğumdan beri merâk ederim, Tayland'ı Tayvan sanmadım ama, Güneydoğu Asya'nın biraz ürkünç nitelikleri, bana çekici gelmekteydi. hâlâ da, Tayland'ı görmek, bir "Tayland Tarihi" yazmak, iyi bir amaç. Tayland Tarihi'ni yazarken, Kamboçya'yı, Vietnam'ı, Endonezya'yı, Nepal'i, Hindistan'ı, Pakistan'ı, Singapur'u, Kore'leri, aynı coğrafya'nın tarihinde hissetmek mümkün. Doktor Wolfram Eberhard'ın "Uzakdoğu Tarihi" eserinde yazdığı gibi.
SİNAN ÖNER

Wednesday, July 22, 2009

Japonya'da Erken Seçim!

Japonya Başbakanı Taro Aso, erken seçim kararı aldı, seçim hazırlıkları devâm ediyor.
Liberal Demokrat Parti'nin hükümet krizleri, Japonya'nın genelde sosyal, ekonomik sorunlarına bağlı, ama, herhâlde, Japon yönetici sınıfı'nın bir "siyaset krizi" yaşaması da, seçimlerin yenilenmesine neden olmakta.
Japonya'nın tarihsel bazı koşullarını biliyorum da, bugünkü koşullarını bilmek, bir süre Japonya'da kalmayı gerekli kılıyor.
Tokyo, Osaka, Kyoto gibi kalabalık şehirlerin siyaset'ten neler talep ettiklerini soruyorum, ama, yanıt almak şimdilik mümkün değil. Japonya'nın öteki devletlere benzemeyen bir tarihi olduğu bir vak'ıa, asırlarca Japon kalmayı seçmiş bir Japonya Halkı var.
son on yıllarda, Japonya ile öteki devletler arasındaki ilişkiler, Japonya Halkı'nın geçerli bir siyaset seçmesinde koşullandırıcı bir alan yaratmakta. ama, hâlâ, Başbakan Taro Aso'nun seçim kararı almasındaki gibi, Japon kalmak isteyen bir Japonya var!
SİNAN ÖNER

Nelson Mandela, 91 Yaşında!

Güney Afrika Cumhuriyeti Eski Cumhurbaşkanı, Güney Afrika Kongresi Lideri Nelson Mandela, 91 yaşında!
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Kee Moon, Nelson Mandela'yı kutlamış.
Nelson Mandela'yı, ben de kutlarım!
Güney Afrika, 1980'lerden itibâren değişmeye başlamıştı. 1990'larda, Nelson Mandela, Güney Afrika Cumhurbaşkanı seçildi. 29 yıllık hapis Nelson Mandela, tahliye olduktan bir süre sonra, Cumhurbaşkanı seçildi. Güney Afrika'daki "Irkçı Rejim" de yıkıldı, "Irkçı Rejim"in yöneticileri yargılandılar.
Nelson Mandela, Cumhurbaşkanlığı yıllarında, Afrika ülkelerine, Amerika'ya, Asya'ya yolculuklar yaptı. Birleşmiş Milletler'de, Nelson Mandela'nın dünya'ya hitâbetmesi mümkün oldu. Nelson Mandela, Süleyman Demirel'in konuğu olarak, Türkiye'ye de geldi.
Güney Afrika Cumhuriyeti, Nelson Mandela'nın 91 yıllık "biyografi"sinin bir anlatımıdır.
SİNAN ÖNER

Tuesday, July 21, 2009

Biden, Ukrayna'da

ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden, Ukrayna'yı ziyâret ediyor. Ukrayna Cumhurbaşkanı Viktor Yuşçenko ile Başbakan Julia Timoshenko'nun misafiri, Joe Biden.
Biden, Ukrayna, Rusya, ABD arasında bir tarih yaşandığını vurgulamış. Rusya ile ABD arasındaki bağlantılarda, Ukrayna'nın rolü olduğunu söylemiş, ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden.
Ukrayna, Sovyetler Birliği'nin en büyük devletlerinden biriydi. son Sovyet Cumhurbaşkanı Mikhail Gorbachev de, Ukrayna doğumlu idi.
yıllar geçiyor, Ukrayna, hâlâ, bir yol arayışında. Ukrayna'nın NATO ile, Avrupa Birliği ile, Karadeniz Ülkeleri ile, daha iyi ilişkiler yürütmesi için "iç siyasî istikrâr"ını, siyasî seçimlerini iyice sağlamlaştırması, belli etmesi gerekiyor. bir sürü devlet'ten daha şanslı, Ukrayna. avantajlarını değerlendirmesi, Rusya ile daha tarihsel, daha gerçekçi, daha dinamik bir siyaset yürütmesine de bağlıdır, Ukrayna'nın.
Joe Biden'in Ukrayna Gezisi, Ukrayna'ya da yararlı, Rusya'ya da!
SİNAN ÖNER

Basın'a Uyarı!

Türk Basını'nın son aylarda iyice Anayasa'ya aykırı, Basın Yasası'na aykırı bir niteliğe bürünmüş olduğu bir vak'ıa! artık, Basın, Türk Basını değildir, Atatürk'ün ilkelerine, Atatürkçü Basın niteliklerine aykırı bir "kâğıt yığını"dır.
basın'ı uyarmak, tüm Anayasal kurumların bir ödevidir.
basın'ı ele geçirmiş kişilerin, derhâl Anayasal çizgi'yi kabûllenmeleri yönünde yaptırımlar gerçekleştirilmelidir.
yoksa, böyle bir basın, her türlü kötülüğe neden olur, bugüne kadar olduğundan da çok.
Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ'un uyarılarını yok saymak, basın'ı yöneten çevrelere hiç bir yarar getirmez.
SİNAN ÖNER

Monday, July 20, 2009

Mübarek, Paris'te

Mısır Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek, Paris'te, Fransa Cumhurbaşkanı Nicholas Sarkozy'nun misafiri oluyor.
son haftalarda, Fransa, farklı devletlerin liderlerini Paris'te ağırlıyor. www.elysee.fr, Fransa Cumhurbaşkanlığı'nın resmî internet sayfasında bu not yer almış.
İtalya Başbakanı Berlusconi'nin Libya Cumhurbaşkanı Kaddafi ile yaptığı toplantıların ardından, Fransa Cumhurbaşkanı Nicholas Sarkozy de, Mısır Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek ile biraraya geliyor.
Kuzey Afrika'daki Arap Devletleri'nin, Batı ile ilişkilerini, 2009'u geçerken, tartışmalarında yarar vardı.
dünya siyaseti'nin liderleri, önümüzdeki dönemdeki konuları tartışırken, yalnız olmadıklarını da hissetmeliler!
bir tarih var geçmişte, bir gençlik kütlesi var, bir işçi sınıfı var, bir köylü sınıfı var, dünya siyaseti'ni izleyen.
farklı ülkelerde farklı nitelikler kazanan sosyal olgular, sosyal sınıflar, sosyal hareketler, dünya siyaseti'nin liderleri'ni izliyorlar.
iyi öneriler, iyi tasarılar, iyi yönetimler, dünya siyaseti'nin geleceğini de koşullayıcı olur, yoksa, "aşırı akımlar", "terör", "yoksullaşma", dünyâ'yı tehdit ediyor.
Mısır Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek'in Paris Gezisi, 2009'un ilginç gezilerinden biri olmakta.
SİNAN ÖNER

"Tony Blair Foundation"

İngiltere Eski Başbakanı, İngiliz İşçi Partisi'nin Eski Lideri Tony Blair, "Tony Blair Foundation"da faâliyetlerine devâm ediyor. Singapur'da bir konferans vermek amacı ile Singapur'a gidiyor, Tony Blair, Uzakdoğu ülkelerinde, siyasî rejimler ile dinsel inanışlar ya da dinsel gelenekler arasındaki ilişkileri tartışıyor.
İngiltere'nin Asya ülkelerindeki tarihsel deneyimleri, Tony Blair'in düşünceler üretmesi açısından çok kıymetli olgular içeriyor.
İngiltere, özellikle, Hindistan'daki "kolonicilik" yıllarında, Asya'yı iyice anlamış, Asya halklarının dünya'yı nasıl yaşadıklarını öğrenmiş bir devlet.
geçen yüzyıldaki savaşlarda, İngiltere, yine, dünya'nın bir sürü ülkesinde deneyimler kazanmıştı.
devlet rejimi ile dinsel gelenekler arasındaki bağlantılar veyâ çatışmalar, Tony Blair'in tartıştığı konular.
"Tony Blair Foundation"u, Tony Blair'i kutlarım.
SİNAN ÖNER

Sunday, July 19, 2009

Medvedev'in Misafirleri!

Moskova, yine misafirlerini ağırlıyor.
Rusya Cumhurbaşkanı Medvedev, Moskova'da, bir güvenlik doruğu toplamış. Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Ermenistan Cumhurbaşkanı Sargsyan, Tajikistan Cumhurbaşkanı Rakhmon, Moskova'da, Medvedev ile toplantılar yapıyorlar.
Moskova'nın bir misafiri de, geçenlerde bir terör saldırısında ağır yaralanmış İnguş Cumhurbaşkanı Yunus Bek Yevkurov. Yevkurov'u, tedâvi olduğu hastahanede, Medvedev ziyâret etmiş.
Rusya'nın, çevresine, güvenlik konularına, komşu devletlere hassasiyetinin sürmesi, bir sürü açıdan iyi.
SİNAN ÖNER

Saturday, July 18, 2009

Medvedev'in Merkel ile Doruğu

Rusya Cumhurbaşkanı Medvedev, Almanya Başbakanı Angela Merkel ile biraraya gelmiş! Başbakan Angela Merkel'in resmî internet sayfalarında, Medvedev ile görüşmesi anlatılmış.
Almanya ile Rusya arasında, gerçekte, "sarsılmaz bir bağlılık" vardır. tarih, Almanya ile Rusya'nın birliğini yazıyor. 2. Dünya Savaşı yıllarında, Almanya ile Sovyet Rusya savaşmışlarsa da, sonra, Demokratik Almanya Devleti kurulmuş, Sovyetler Birliği, Almanya'yı korumuştur. Almanlar ile Ruslar, birbirlerine darılmadan yaşıyorlar, tüm tarihleri süresince.
bu doruk toplantılarının sürmesinde yararlar vardır.
SİNAN ÖNER

Hillary Clinton, Hindistan'da!

Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, Hindistan'da! Hillary Clinton, aylar önce Mumbai'deki patlamalarda vefât edenleri anma törenlerine de katılıyor, Hindistan'ın misafiri olarak. Hillary Clinton'un Hindistan Gezisi'ni kutlamalı.
Hindistan Başbakanı Doktor Manmohan Singh de, son haftalarda, çeşitli geziler yapıyor. geçende, "14 Temmuz Bayramı"nda, Doktor Manmohan Singh de, Fransa'nın misafiriydi, Paris'teki törenlerde.
Hindistan, Amerikalılar, Fransızlar, İngilizler açısından, tarihsel bir ülke, tarihsel bir "müttefik". Hint Halkı ile Batılılar'ın bir tarihi var.
Pakistan ile Hindistan arasındaki "anlaşmazlıklar" da, dünya'nın bir sorunu. ama, bu "anlaşmazlıklar"ın "çatışma"lara dönüşmesini engelleyenler arasında, Amerikalı Demokratlar, Fransız Sosyalistleri, İngiliz İşçi Partisi var. Güneydoğu Asya'daki bir "nükleer kriz"in neler getireceğini önceden saptamak mümkün değildir.
Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanı Hillary Clinton'un Hindistan Gezisi'ni Tayland Gezisi ile sürdüreceği yazılmış.
Tayland'ı, ben de ziyâret etmek istiyorum! bir "Tayland Tarihi" yazmak, tarihçiliğim açısından ciddî bir "misyon".
Hillary Clinton'un Tayland'ı nasıl düşündüğünü de, önümüzdeki yıllarda daha iyi göreceğiz.
SİNAN ÖNER

Wednesday, July 15, 2009

"Mikhail Gorbachev Vakfı"

Sovyetler Birliği Cumhurbaşkanı, Sovyetler Birliği Komünist Partisi'nin son Genel Sekreteri Mikhail Gorbachev, yıllardır, kurduğu Vakıf ile yaşıyor! "Gorbachev Foundation"un tüm dünya'da, ülkelerde şubeleri var, Mikhail Gorbachev, bu şubelerde, konferanslar veriyor, yazdıklarını yayınlıyor.
Mikhail Gorbachev, Türkiye'ye de, geçmiş yıllarda gelmiş, konferanslar vermişti.
1995'lerde, daha Bağımsız Devletler Topluluğu yeni kurulmuşken, Yapı Kredi Bankası Genel Müdürü Burhan Karaçam'ın konuğu olarak Türkiye'de konferanslar vermişti, Mikhail Gorbachev, Boğaziçi Üniversitesi Büyük Toplantı Salonu'ndaki konferansını ben de izlemiştim.
aynı yıl, ben de, Başkanlığını Nabi Yağcı'nın yaptığı Türkiye Sosyal Tarih Araştırma Vakfı'nda Tarihçi olarak mesâi yapmaktaydım.
Mikhail Gorbachev, hâlâ dünya'yı bilim açısından, siyaset açısından, tarih açısından tartışıyor. devlet yöneticiliği döneminde edindiği deneyimleri, insanlığa bilgiler hâlinde iletiyor.
Rusya Federasyonu'nun yaşadığı sorunları da, yeni Rus kuşaklarına anlatıyor, geleceğe yönelik dersler veriyor, Mikhail Gorbachev.
Mikhail Gorbachev'in yetiştirdiği siyasetçiler, bürokratlar, öğretim üyeleri, şimdi Rusya'yı yönetiyorlar.
Türkiye açısından, Mikhail Gorbachev, hâlâ vazgeçilemez bir lider. Türkiye'yi, "soğuk savaş hastalıkları"ndan, 1980'lerde kurtaran lider, Mikhail Gorbachev'dir.
Mikhail Gorbachev Vakfı'nı, tarihyazımına, Rusya siyaseti'ne yaptığı katkılar nedeni ile kutlarım.
SİNAN ÖNER

Sunday, July 12, 2009

Tarihçi Profesör Selçuk Esenbel'e Kutlama

Boğaziçi Üniversitesi Tarih Bölümü Başkanlığı sırasında, Profesör Ayşe Selçuk Esenbel'den "Japonya Tarihi" dersleri almıştım. aynı zamanda, "Çin Tarihi", "Hindistan Tarihi" gibi alanlarda uzmanlaşmış Profesör Selçuk Esenbel, Eski Tokyo Büyükelçisi, Eski Dışişleri Bakanı Melih Esenbel'in kızıdır. Melih Esenbel, Tokyo Büyükelçiliği sırasında, kızı Selçuk Esenbel'in Japonca öğrenmesini sağlamış, 1960'lardan bugüne, Ayşe Selçuk Esenbel, Japonya Tarihi'nin saygın uzmanlarından biri olmayı başarmıştır.
Profesör Selçuk Esenbel, 1998'lerde, "Asian Foundation" Yayınevi'nde, "Even The Gods Rebel", "Tanrılar da İsyân Eder" diye bir kitap yayınlamış, bu kitabı ile çeşitli ödüller kazanmıştı. "Tanrılar da İsyân Eder", Japonya'da, 19. Yüzyıl sonlarında, Takaino Köylüleri'nin, 150 kadar köyde yaptıkları İsyân'ın Tarihi'ni anlatır. bu İsyân, Japonya'da, İmparator Meiji Reformları'nın yapılmasının nedenlerinden biriydi.
Profesör Selçuk Esenbel, yıllarca, Takaino'da kalmış, kitabı yazarken!
Profesör Selçuk Esenbel'in, Japonya Modernleşmesi ile ilgili makaleleri de kitaplarda toplanmıştır.
Profesör Selçuk Esenbel, Japonya Tarihi'nin siyasî, ekonomik, kültürel, sosyal, dinî, ticârî, askerî yönlerini incelemiş, bu alanların her birinde uzmanca bilgiler derlemiş, makaleler yayınlamıştır.
Profesör Selçuk Esenbel, 2007'de, Japonya Dışişleri Bakanlığı Ödülü ile ödüllendirilmiş, Türkiye ile Japonya arasındaki tarihsel ilişkilerin güçlenmesine yaptığı yardımlar nedeni ile kutlanmıştır.
Profesör Selçuk Esenbel, Japonya Îktisât Tarihi alanında olduğu gibi, Japonya Siyaset Tarihi alanında yazdığı makaleler ile, dünya tarihçiliği alanında saygın bir yer edinmiştir.
Profesör Ayşe Selçuk Esenbel'in, ABD, Türkiye, Japonya arasında, 19.Yüzyıl'dan beri yaşanmış "tarih"in izâh edilmesine, öğretim üyeliği sırasında, konuk öğretim üyeliği yaptığı ülkelerde, yaptığı katkıları, ben de kutlarım! zaten, Japonya Dışişleri Bakanlığı Ödül Töreni'nde yer almıştım, Profesör Ayşe Selçuk Esenbel'i kutlamıştım.
SİNAN ÖNER

Traian Basescu, Ramallah'da!

Romanya Cumhurbaşkanı Traian Basescu, Ramallah'ı ziyâret ediyor. Filistin Cumhurbaşkanı Mahmoud Abbas'ın konuğu olarak Traian Basescu, Romanya ile Filistin arasındaki siyasî, ticârî, kültürel, sosyal ilişkilerin tazelenmesi amacı ile anlaşmalar yapıyor.
Romanya, Filistin'i, Arap devletlerini, öteden beri destekler.
Nikolay Çavusescu da, İan İliescu da, Filistin Halkı'nı desteklemişlerdi.
İsrail ile de iyi ilişkiler kurmuştur Romanya.
Romanya Cumhurbaşkanı Traian Basescu'nun Filistin Gezisi'ni kutlarım.
SİNAN ÖNER

Fransa'da, "14 Temmuz Bayramı"

Fransa Cumhuriyeti'nde, "14 Temmuz Bayramı", törenlerle kutlanıyor. Paris, yine "14 Temmuz Şölenleri"ne dekor oluyor, Fransız İhtilâli'nin 220. Yıldönümleri, Paris'e gelen konuk Cumhurbaşkanları'nın, devlet adamlarının da katılımıyla kutlanıyor. Paris'e gelen konuklardan biri de, Almanya Cumhurbaşkanı Horst Kohler.
"14 Temmuz Bayramı", tüm dünya'da kutlanır.
Fransız İhtilâli'nin dünya'ya getirdiklerini anlatmak mümkün değil, binlerce kitap yazıldı bu alanda, binlerce tartışma yapıldı, binlerce eser Fransız İhtilâli'ne adandı.
Fransız İhtilâli'nin liderleri, Danton, Robespierre, Saint Just, Mirebeau, Marat, "14 Temmuz Bayramı"nda anımsanırlar, öteki liderlere, yazarlara, filozoflara, halk liderlerine, "14 Temmuz Bayramı"nda, Paris'teki anıtlarında anma törenleri yapılır.
Fransız İhtilâli'nin köylü liderleri de, Fransız köylerinde, "14 Temmuz Bayramı"nda anımsanırlar.
"14 Temmuz Bayramı", Fransa Cumhuriyeti'nin tarihsel karakterinin gerçekleştiği bir tarih.
SİNAN ÖNER

Barack Obama da, Afrika'da

ABD Başkanı Barack Obama, G8 toplantılarının ardından, Afrika'ya geçti, Afrika'nın Gana ülkesine bir ziyâret yapıyor, Barack Obama.
Gana, Afrika'nın kuzeybatısında bir devlet.
Birleşmiş Milletler'in önceki Genel Sekreteri Kofi Annan da, Gana'lıydı.
Gana ile ABD arasında, güvenlik, enerji, ticâret, sağlık, eğitim alanlarında anlaşmalar yapılması, önceki anlaşmaların tazelenmesi gündemde.
Burkino Faso, Togo, Benin, Nijerya, Fildişi Sahili, Kamerun, Gine gibi ülkelerin çevresinde bir ülke, Gana.
bu ülkelerin çoğu "küçük devletler", "kolonicilik sonrası", bir anlamda "yeni kolonici yöntemler" ile kurulmuş devletler. ama, Kofi Annan'ın Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği ile, bu devletler de, daha çok güçlendiler, daha "bağımsız" siyasetler yürüttüler.
Gana, bu devletlerin liderliğini yapıyor.
Afrika Tarihi dersleri aldığım Profesör Andrew Jameson, Gana'yı pek anlatmamıştı, ama, Gana çevresindeki devletlerin tarihini iyi anlattığını anımsarım, Gana'yı neden az anlattığını, belki ABD Başkanı Barack Obama sorar!
SİNAN ÖNER

Saturday, July 11, 2009

Doçent Bedrettin Cömert'i Anmak

Doçent Bedrettin Cömert, 11 Temmuz 1978'de, bir "suikâst" saldırısında vefât etmişti. Hacettepe Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü Başkanı Doçent Bedrettin Cömert, E. H. Gombrich'in "Sanatın Öyküsü" eserini Türkçe'ye çevirmiş, bu çevirisi ile, Türk Dil Kurumu Çeviri Ödülü'nü almıştı. Bedrettin Cömert, sanat, edebiyat, tarih alanlarında, denemeler, makaleler, ders notları yazmış, yayınlamıştı. Doçent Bedrettin Cömert'in şiirleri de, "Kalmasın Ellerim Sizlerden Uzak" adı ile yayınlanmıştı.
Doçent Bedrettin Cömert, İtalya'nın Roma kentinde, Roma Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü'nde, yüksek lisans, sonra da, doktora yaptı. Bedrettin Cömert, 10 yıl, İtalya'da yaşadı. Doçent Bedrettin Cömert, İtalya'da, akademik kariyerini sağlamlaştırdı, Rönesans Sanatı'nı inceledi, İtalya Tarihi alanında uzman bir bilim adamı oldu. Doçent Bedrettin Cömert, Profesör İhsan Doğramacı'nın kurucusu olduğu Hacettepe Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü'nün dâveti ile, Türkiye'ye geldi, Hacettepe Üniversitesi'nde öğretim üyeliğine başladı.
Doçent Bedrettin Cömert, 1978'in 11 Temmuz'unda, bir "suikâst" saldırısında vefât etti.
1941'den 1978'e, 37 yıl yaşamıştı, Doçent Bedrettin Cömert.
bugün, eserleri, üniversitelerde, kaynak eser olarak okunuyor, Doçent Bedrettin Cömert'in.
Bedrettin Cömert'in kardeşi Orgeneral Faruk Cömert de, bir süre, Türk Hava Kuvvetleri Komutanlığı yapmıştı.
Doçent Bedrettin Cömert, Türk Sanat Tarihi'nde, çevirileri ile, eserleri ile, yetiştirdiği öğrencileri ile, yazdığı şiirleri ile, yerini aldı.
SİNAN ÖNER

CHP'de Tatil

Cumhuriyet Halk Partisi, 29 Mart 2009 Seçimleri'nde kazandığı başarının ardından, tatil yapıyor. Meclis'teki mesâi de, CHP'li Milletvekillerini yormaktaydı. bir süredir, CHP'den ses yok, zaten, basın'ı nasıl kişilerin ele geçirdiğini tanımlamak bile mümkün değil, CHP'nin "özerk bir basın"a ihtiyâcı olduğunu yurttaşlarımız görüyor.
CHP seçmenleri, kararlıdır, 1983'lerden beri, sosyal demokratların seçmenleri "istikrârlı" biçimde oylarını veriyorlar.
CHP, "sosyal demokrat bir hükümet" kurma yönünde, tüm olanaklarını kullanmalıdır, CHP Genel Merkez Yönetimi'nin de, daha ciddî, daha kararlı, daha dinamik, daha yaygın bir teşkilâtlanma'yı gerçekleştirmesi gerekir. CHP, Meclis'te olduğu gibi, yerel yönetimlerde güçlendirilmelidir.
önümüzde, on yıl sürmesi talep edilen bir CHP Hükümeti seçeneği var. CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın da, CHP Hükümeti seçeneği'ne iyice yönelmesi, CHP Liderliği'ni güçlendirmesi gerekiyor.
şimdilik, CHP, tatil yapıyor.
1 Ekim 2009'da, Meclis açılıyor, ama, bu sürede, CHP'nin çok düşünmesi, çok üretmesi, çok teşkilâtlanması şart, yoksa, Türk Siyaseti, dünya ile de, ülke gerçekleri ile de uzaklaşıyor, CHP, Türk Siyaseti'nde hissedilmelidir.
SİNAN ÖNER

Friday, July 10, 2009

Taro Aso da, G8'de!

Japonya Başbakanı Taro Aso da, İtalya'da toplanan G8 ülkeleri toplantısına katılmış, bazı devlet başkanları ile biraraya gelmiş.
Taro Aso, Japonya'daki, "mâli", "siyasî", "sosyal" sorunların, dünya siyaseti ile, dünya ekonomisi ile bağlantılarını tartışıyor, yıllardır, Japonya "siyasî istikrâr"ı sağlamak gibi bir ödevi yerine getirmeye çabalıyor. Taro Aso da, yeni bir Başbakan, G8'de yer alırken, herhâlde, Japonya'yı anlatıyor ama, G8 üyesi öteki devletlerin neler düşündüğünü da öğrenmek istiyor.
Japonya'nın "kriz"lerinde, dünya siyaseti, dünya ekonomisi vardır, dünya'dan uzak bir Japonya tasarlamak mümkün değildir.
SİNAN ÖNER

G8'de "Kargaşa"

Bir gazete haberi, G8 toplantılarında bir "kargaşa" yaşandığını yazıyor, doğru mu bilmiyorum, devlet başkanları bir koşuşturma yaşamışlar, "koruma"lar güyâ birbirleri ile sürtüşmüşler, devlet başkanları, kavga olmasın diye çaba harcamışlar.
G8'in, Birleşmiş Milletler'in eleştirilerine muhatap kalması artık doğal!
G8, artık G200 olmalıdır.
G8 devletlerine bir düşmanlığım yok ama, Birleşmiş Milletler gelenekleri açısından, artık G8 değişmelidir, daha ciddî bir kurumlaşma olması mümkün, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun daha iyi bir "G8 raporu" ileteceğini sanıyorum.
"korumalar"ın birbirleri ile savaşmaları zaten doğru değildir, ama, basın'ın da, farklı milletlerden "koruma"ların iletişim zorluklarını anlaması gerekir.
G8'deki "kargaşa"ya sevinmedim, gülümsedim ama, bu, biraz da kederli, acı bir gülümseme idi; G8'deki bir toplantının, Berlusconi'nin Kaddafi ile yaptığı siyaset'e yönelik bir "basın saldırısı"na dönüşmesi, hiç iyi olmadı!
SİNAN ÖNER

Doktor Kemal Derviş'in Ziyâreti

Doktor Kemal Derviş, Türkiye'ye gelmiş!
Doktor Kemal Derviş, Cumhurbaşkanlığı'nı ziyâret etmiş, Cumhurbaşkanlığı'nın resmî internet sayfalarında, Doktor Kemal Derviş'in Abdullah Gül ile yaptığı görüşme yer alıyor.
Doktor Kemal Derviş, gençlik yıllarında, CHP'de, Ecevit ile mesâi yapmış, daha sonra da, Dünya Bankası'nda "ekonomist" olarak "kariyer" yapmış. yıllar sonra, Ecevit Hükümeti, Doktor Kemal Derviş'i, Ekonomi'den Sorumlu Devlet Bakanı olarak hükümet üyesi yapmıştı. Doktor Kemal Derviş, Bakanlığı sırasında, yaşanan "malî kriz"e çâreler aradı, bir "hükümet programı" hazırladı, IMF ile, Dünya Bankası ile, öteki kurumlar ile, anlaşmalar yaptı, bankaların iflâsının bankacılık sistemini tümüyle yıkmasına izin vermedi.
Doktor Kemal Derviş, Ecevit'in dâveti ile geldiği Türkiye'de, bir süre daha kaldı. 2002 Seçimleri'nde, CHP Lideri Deniz Baykal'ın dâveti ile, CHP İstanbul Milletvekili seçildi.
"Irak Krizi" sırasında, "tezkere oylaması"nda, Doktor Kemal Derviş, Türkiye'nin "Irak Savaşı"na dâhil olmasını reddetmiş, "tezkere" de geçersiz sayılmıştı.
Doktor Kemal Derviş, daha sonra, Birleşmiş Milletler'deki görevlerini yapmak amacı ile Türkiye'yi terk etti.
Doktor Kemal Derviş, Türkiye'de kaldığı sürede, bir sürü siyasetçi, akademisyen, bürokrat ile mesâi yaptı. Ecevit, Bahçeli, Mesut Yılmaz, Deniz Baykal, İsmail Cem, Erdal İnönü, Türkel Minibaş, Aydın Güven Gürkan, bu kişilerden bazılarıdır.
Doktor Kemal Derviş, gelecekte, "sosyal demokrat bir koâlisyon"da yine görev almalıdır.
SİNAN ÖNER

Şâir Kemal Özer'in Anısı

Şâir Kemal Özer, geçen haftalarda ölmüş.
uzun süredir hasta idi, Kemal Özer, 80 yaşlarında idi, Kemal Özer'in ölümü ile, Türk Şiir Tarihi, usta bir Şâiri'ni, usta bir Şiir Çevirmeni'ni yitirmiş oluyor. "fizik bir ölüm", ama, gerçekte, Kemal Özer, hep yaşıyor, şiirleri ile, çevirileri ile, denemeleri ile, yayınladığı eserleri ile, Türk yurttaşlarının, okurlarının çevresinde var oluyor.
Kemal Özer, 1980'lerde, "Varlık Dergisi"ni yönetmekteydi, bu sürede, okuruydum ben de, Cağaloğlu Yokuşu'nda yaşadığımız edebiyat tırmanışları, Kemal Özer'in şiirlerine yansımıştı.
Kemal Özer, günlük hayat gözlemlerini şiirlerine yansıtmayı seçerdi. yolculuklar, fabrikalar, okullar, hastahaneler, köyler, farklı hayat anları, olguları, serüvenleri, Şâir Kemal Özer'in şiirlerinde saklıydı.
Kemal Özer, 1950'lerdeki "İkinci Yeni Şiir Akımı"nın da genç bir katılımcısı idi, daha sonra, 1958'lerde, "A Dergisi"ni yayınlamış kişilerden biri de, Şâir Kemal Özer'di, Arif Onat Kutlar, Ülkü Tamer, Yılmaz Güney, Erdal Öz, Ferit Edgü gibi yazarlar, şâirler ile birlikte, 1960 27 Mayıs Devrimi sırasında, Türk Şiiri'ne, Türk Öykücülüğü'ne, Türk Romanı'na katkılar yaptı.
Kemal Özer, "Varlık Dergisi"nden emekli olduktan sonra, "Yordam Yayıncılık"ı kurup, eserlerini kendisi yayınladı. Pablo Neruda'nın şiirlerini çevirdi, yayınladı, Kemal Özer.
Kemal Özer ile, bir sürü toplantıda biraraya gelmiştik. sohbetlerimiz, kısa sürerdi, ama, edebiyat tarihimize göndermeler yapmaktan çekinmezdik. kitap fuarlarında, şiir toplantılarında, yolculuklarda, Kemal Özer ile sohbetlerimiz oldu. Kemal Özer'in yaşlılık yıllarında, belki bir "düş kırıklığı", edebiyatımızı sarmıştır ama, Kemal Özer, Türk Şiiri'ne ödevlerinin çoğunu yapmış, usta bir Şâir'di.
SİNAN ÖNER

Beden Eğitimi Öğretmenliği

Spor Akademileri, Türkiye'nin deneyimli eğitim kurumlarından biridir.
"beden eğitimi" alanında, Spor Akademileri'nin yetiştirdiği öğretmenlerin çabalarını anımsamalıyız!
bir gazete'de okuduğum bir vefât ilânı, Yalova Lisesi Beden Eğitimi Öğretmeni, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Yalova Şube Başkanı Cihan Aras'ın öldüğünü duyurmaktaydı.
halbûki, daha geçen aylarda, Cihan Aras ile bir masa'da söyleşmekteydik, Yalova'daki Emekli Öğretmenler Derneği'nin bir dere'ye kıyı bahçesinde, Cihan Aras ile oturmaktaydık.
neden vefât etmiş, Cihan Aras, Beden Eğitimi Öğretmenliği'nden emekli olduğu için mi? emeklilik, bazı yurttaşlarımıza hiç iyi gelmiyor!
bu nedenle, "geç emeklilik"i, özellikle öğretmenlere önermek gerekiyor.
Cihan Aras, çok iyi bir insandı, disiplinli bir spor adamı, modern eğitimin özelliklerini uygulamış bir öğretmendi. Spor Akademileri'nin yetiştirdiği çok kıymetli bir sporcu idi, Cihan Aras.
SİNAN ÖNER

Thursday, July 9, 2009

Anton Çehov'u Anmak (3)

Anton Çehov, Rus halkının yaşadığı koşulları çok iyi tanımlamış bir yazardı.
Sibirya'yı da, Batı Rusya'yı da iyi öyküleştirdi, Anton Çehov.
Çehov'un, "tıp bilimi"ni "edebiyat"a uygulaması, Rus edebiyatında bir yenilik idi.
Doktor Anton Çehov, Rusya'nın artık yenilenmesini önermekteydi, artık sosyal koşullar değişmeli, bilimsel düşünme metodları yayılmalı, bürokrasi azaltılmalı, kırsal Rusya'nın yoksulluğu aşılmalıydı.
Anton Çehov, öyküleştirirken, düşündürmeyi, gülümsetmeyi, ağlatmayı, öykü'nün getirdiği ruhsal aşamaları yaşamayı önermekteydi. bu amacına ulaştı da, Anton Çehov.
Anton Çehov, Rusça bilgisini de iyi kıytmetlendirmiş bir yazardır, "sade" bir Rusça ile, bir "Anton Çehov Üslûbu" yaratmıştır.
Anton Çehov, okurları ile "içten" ama "mesâfeli" bir iletişim kuran bir yazardı; Rus halkına saygısını hep korumuş bir yazardır, Anton Çehov.
SİNAN ÖNER

Anton Çehov'u Anmak (2)

Anton Çehov'un eserlerinin çoğu, Türkçe'ye çevrildi. Hasan Âli Ediz, Ataol Behramoğlu gibi usta çevirmenler, Anton Çehov'un öykülerini, oyunlarını çevirip yayınladılar.
1950'lerde, Türk Edebiyatı'nda, "Anton Çehov Devrimi" yaşanmıştı!
Orhan Kemal, Yaşar Kemal Göğceli, Fakir Baykurt, Feyyaz Kayacan, Muzaffer Erdost, Tomris Uyar, Aziz Nesin, Anton Çehov'un eserlerinin getirdiği özellikleri kavramış yazarlardı.
Anton Çehov'un oyunları da, Türk Tiyatrosu'nu değiştirdi, bir sürü sahne'de, Çehov Oyunları sahnelendi.
Türk okurları, sosyal tarih'i, Anton Çehov'dan öğrenmiş okurlardır, 1950'lerden 1990'lara.
SİNAN ÖNER

Anton Çehov'u Anmak (1)

Rus Yazar Anton Çehov, 19. Yüzyıl'ın sonlarında yaşamıştı, Doktor olup, Rusya'nın Sibirya bölgesine giden Anton Çehov, daha sonra, buradaki deneyimlerini öyküleştirdi. Moskova, Saint Petersbourg gibi Rus şehirlerindeki sosyal gerçeklerin öykülerini yazan Anton Çehov, Rus Tiyatrosu'na da, bir sürü oyun yazdı!
Anton Çehov'u anmalıyız.
"Vanya Dayı"yı, "Vişne Bahçesi"ni, "Üç Kızkardeş"i, "Martı"yı, "Öyküler"i, Anton Çehov'un tüm eserlerini okumalıyız.
1905, 1917 Devrimleri'nin nedenlerini anlamak isteyen herhângi bir kişi, önce, Doktor Anton Çehov'un eserlerini okumalıdır. Sovyetler Birliği'nin neden, nasıl kurulduğunu, Rusya'nın nasıl bir ülke olduğunu, Anton Çehov'un eserlerinden öğreniyoruz!
Anton Çehov, Rus halkının nasıl bir hayat yaşadığını öyküleştirdi.
Anton Çehov'un Rus halkına önerileri, daha sonra gerçekleştirildi, modern Sovyet Devleti'nde, Anton Çehov'un kitapları, ilkokullarda ders kitapları olarak okutulmuştur.
bir Doktor'un, genç yaşta, bir hastalık sonucu ölmesine bir örnek de, Doktor Anton Çehov idi. Rusya'da yaşanan yoksulluğun bir kötülüğü de, Anton Çehov'un genç yaşta ölmesidir.
Vissarion Belinski, Dobrolyubov gibi Rus yazarlar da, çok genç yaşta hastalık sonucu ölmüşlerdi.
Anton Çehov, bir doktor olarak da, bir yazar olarak da, okurlarına sorumluluk hisseden iyi bir insandı!
SİNAN ÖNER

Wednesday, July 8, 2009

G8 Ülkeleri, İtalya'da

G8 ülkelerinin devlet yöneticileri, İtalya'da toplanıyor.
G8'in önümüzdeki dönemdeki "gündem" konuları, neler olur, göreceğiz.
son haftalarda, dünya siyaseti, biraz hareketlendi, bazı devlet başkanlarının yaptıkları geziler, önümüzdeki yıl'ın bazı yeni siyasî kararlar getireceği ihtimâlini güçlendirdi.
Birleşmiş Milletler'in G8 ülkelerine yönelik politikaları belli, bazı eleştiriler de saklı bu politikalarda. ama, G8 ülkeleri, şimdilik, Birleşmiş Milletler'e üye öteki ülkeleri pek yormak istemiyor, öyle bir izlenim veriliyor.
200 kadar Birleşmiş Milletler üyesi ülke var dünya'da. bu ülkelerden zenginleşmiş 8'inin, farklı bir dünya siyaseti yaratması mümkün değil, ama, bir tartışma alanı, bir "diyalog" alanı yaratmasında bir sakınca yok.
G8'in, öteki devletlere ya da "kriz" alanlarına yönelik önerilerini tazelemeleri, yerinde bir amaç olur.
SİNAN ÖNER

Basın'ı "Hizâya Getirmek"

Basın'ın ahvâlini biliyoruz, hiç kimse basın'ın bugünkü durumundan memnûn değildir.
basın'ın, Basın Yasası'na, öteki yasalara, Anayasa'ya uyması şart!
basın'ın, Basın Tarihi'nin derslerini alması da şart.
Genelkurmay Başkanlığı'nın basın'ı uyarısı, bir uyarı olarak kalmasın, basın, Anayasal kurumlar tarafından yönetilsin.
Meclis, bir "basın özel oturumu" yapmalı, basın'ı seçmenlerin, milyonlarca yurttaşımızın taleplerine göre "yeniden yapılandırma"lıdır.
basın suçları da, Adliye tarafından iyice soruşturulmalıdır.
SİNAN ÖNER

Tuesday, July 7, 2009

Aybar, Anılıyor!

Türkiye İşçi Partisi Genel Başkanı, Hukukçu, Yazar Mehmet Ali Aybar, vefât yıldönümü'nde anılıyor. 1995'de, 87 yaşında vefât eden Aybar, 20. Yüzyıl'ın saygın siyasî liderlerinden biriydi. Aybar, aynı zamanda, "Russell Mahkemesi"nin de bir üyesiydi, 1969'larda, Vietnam'daki "savaş suçları"nın soruşturulmasında, Aybar da mesâi yapmıştı.
Mehmet Ali Aybar, 1962'de kurulan Türkiye İşçi Partisi'nin ilk Genel Başkanı idi, 1965 seçimlerinde milletvekili seçilen 15 TİP'liden biri de, Genel Başkan Aybar'dı.
Aybar'ın yayınlanmış bir sürü kitabı vardır!
"Niçin Sosyalizm?", "TİP Tarihi", "Bağımsızlık, Demokrasi, Sosyalizm", "Aybar İle Söyleşi", bu eserlerden bazılarıdır. "Aybar İle Söyleşi"yi, Yazar Uğur Mumcu hazırlamıştı.
Aybar'ın çevresinde, binlerce yurttaşımız, uzun yıllar siyaset yaptılar.
Aybar, bir süre de, Sosyalist Devrim Partisi Genel Başkanlığı yapmıştı.
Mehmet Ali Aybar, Türkiye Toplumsal ve Ekonomik Tarih Vakfı'nın da kurucu üyelerinden biriydi.
TİP Genel Başkanı Mehmet Ali Aybar'la, yaşlandığı yıllarda, çeşitli toplantılarda biraraya gelmiştik.
Aybar'ı saygı ile anıyorum, kızı Kıymetli Güllü Aybar'a da Aybar'lı yıllar dilerim!
SİNAN ÖNER

Urumchi'ye "Nazar mı Değdi?"

Çin Halk Cumhuriyeti'nin Urumchi kentinde, gösteriler yapılmış, gösterilerde silâh kullanılınca, bazı Çin yurttaşları ölmüşler!
neden gösteri yapıldığını bilmiyorum.
Urumchi, 2 Buçuk Milyon kişinin yaşadığı bir kent, Batı Çin'in Xinjiang eyâletinin başkentidir.
Urumchi'de, geçmiş yıllarda, bazı şiddet gösterileri yaşanmıştı.
Urumchi'yi görmeden, Urumchi'yi yerinde incelemeden, nelerin neden olduğunu bilmek mümkün değil.
SİNAN ÖNER

Monday, July 6, 2009

Robert McNamara Ölmüş

Amerikalı Siyasetçi Robert McNamara, ölmüş. doksan yaşını geçmiş McNamara! yıllardır, Robert McNamara'yı merâk ediyordum, ama, bir sürü merâk ettiğim kişilerin arasında, McNamara'dan hiç haber almıyordum. yazık ki, CNN, Robert McNamara'nın öldüğünü duyurmuş.
Robert McNamara, "soğuk savaş" döneminin bir lideri idi, Amerikan Başkanları'nın güvendiği bir devlet adamı idi, 1950'lerden 1980'lere, bir sürü konuda, Amerikan Siyaseti'ni yaratmış kişilerden biriydi, Robert McNamara.
20. Yüzyıl Tarihi yazıldığında, Amerikalı Robert McNamara'nın yeri, herhâlde, ilk sıralarda gelir. 2. Dünya Savaşı sırasında, Kore Savaşı sırasında, Vietnam Savaşı sırasında, daha sonra, "soğuk savaş"ın aşıldığı Ronald Reagan'ın Başkanlık yıllarında, Robert McNamara vardır.
Amerikalı okurlarıma başsağlığı dilerim.
Robert McNamara ile -ABD ile!- savaşmış ya da tartışmış halkların yöneticilerine de, Robert McNamara'nın yaşadığı tarih'ten dersler almalarını tâvsiye ederim, elbette, dersler alırlar da!
SİNAN ÖNER

Barack Obama, Moskova'da

ABD Başkanı Barack Obama, Moskova'yı ziyâret ediyor.
Barack Obama, Rusya Cumhurbaşkanı Medvedev, Rusya Başbakanı Vladimir Putin, Sovyetler Birliği Cumhurbaşkanı Mikhail Gorbachev ile biraraya geliyor.
Barack Obama'nın Moskova'ya gelmesi, bir sürü açıdan iyi bir ziyâret!
yaz aylarında, önümüzdeki yılların "gündem"inin Moskova'da tartışılmasında yarar vardır.
Amerikan Halkı'nın ilk kez "zenci" bir Başkan seçmesi, Rusya Halkı'nın da, ilk kez bu kadar "genç" bir Cumhurbaşkanı seçmesi, dünya siyaseti'ndeki "değişim"i göstermektedir. "zenci" Amerikan Başkanı ile "genç" Rusya Cumhurbaşkanı'nın, deneyimli kent Moskova'da biraraya gelmelerinin, tarih'e kalacağını yazmakta bir sakınca yok.
Başbakan Vladimir Putin'in, daha "eleştirici" bir siyaset yürütmekte olması da iyi! çünkü, ABD ile Rusya, dünya'da yalnız değiller, dünya da, hâlâ, iyi bir dünya değildir, bir sürü sorunlar, tehditler, tartışma konuları vardır.
Sovyetler Birliği Cumhurbaşkanı Mikhail Gorbachev'in de, ABD Başkanı Barack Obama ile biraraya gelmeleri, ABD ile Rusya arasındaki siyaset'i iyileştirmelidir, halkların birbirlerine duydukları kuşkuların sınırlarını siyasî liderler değiştirirler. Mikhail Gorbachev, ABD ile Sovyetler Birliği'nin yaşadıkları büyük sorunların bazılarının aşılmasında liderlik yapmıştı.
ABD Başkanı Barack Obama'nın, Moskova'da, Rus Yazarlar'ın müzelerini ziyâret etmesini de sağlamak gerekir, herhâlde, Rusya, Barack Obama'ya, Lev Tolstoy'un, Alexander Puşkin'in, Maksim Gorki'nin, Fyodor Dostoyevski'nin, Vladimir Lenin'in müzelerini gezdirir!
SİNAN ÖNER

Çin Cumhurbaşkanı Hu Sintao, Roma'da

Çin Halk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı, Çin Komünist Partisi Genel Sekreteri Hu Sintao, Roma'yı ziyâret ediyor. Roma'da, İtalya Cumhurbaşkanı Giorgio Napolitano, Başbakan Sylvio Berlusconi, Çin Komünist Partisi Lideri Hu Sintao'yu ağırlıyorlar.
Hu Sintao, "elektrik mühendisi". Çin Komünist Partisi'ni on yıldır yönetiyor. Jiang Zemin'in yardımcılığını yaptıktan sonra, Çin Halk Cumhuriyeti'nin Cumhurbaşkanlığı'nı yürütmeye başladı, Hu Sintao.
İtalya ile Çin arasında, çok eski, tarihsel ilişkiler saklıdır. İtalya Cumhurbaşkanı Giorgio Napolitano, İtalyan Komünist Partisi'nin lideri idi, Çin Komünist Partisi ile ilişkileri genelde iyidir, İtalyan Komünist Partisi'nin. ama, çok daha tarihsel nitelikleri de vardır, İtalya ile Çin arasındaki ilişkilerin, Roma İmparatorluğu ile Çin İmparatorlukları'nın, yüzyıllar sürmüş tarihlerinde, birbirleri ile neler yaşadıklarını tümüyle bilmek mümkün değil ama, bazılarını tarih yazıyor.
Hu Sintao'nun Roma Gezisi, biraz yorulmuş dünya siyaseti'ne bir enerji getiriyor, Çin'in, dünya'nın farklı yerlerindeki sorunları algılarken, İtalya ile daha iyi bir iletişim kurmasında yarar vardır.
SİNAN ÖNER

Saturday, July 4, 2009

"Bağımsızlık Günü"ne Kutlama!

Amerikan Bağımsızlık Günü'nde, Amerikalı okurlarımı kutlarım!
Amerika Tarihi, çok zengin, çok ızdıraplı, çok sevinçli bir tarih.
Amerikan Halkı'nın neler yaşadığını kitaplarda okumak mümkün.
Amerika Yerlileri'nin, "koloni" olmaktan kurtulduğu, Amerika Birleşik Devletleri'nin kurulmasına giden yolda adımlar attığı bir gün de, "4 Temmuz Bağımsızlık Günü"dür.
Latin Amerika Devletleri de, "Bağımsızlık" kutlamaları yaparlar.
1920'nin 23 Nisan'ında, Mustafa Kemal Paşa'nın ilân ettiği Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti de, Türk Halkı'nın "bağımsızlık" kutlamalarının ilk nedenlerinden biridir.
"kolonicilik", 19. Yüzyıl'ın bir gerçeği idi, ama, "kolonicilik"ten kurtulmak hiç kolay olmadı, onlarca savaş, hatta dünya savaşları yapıldı.
SİNAN ÖNER

Bir Cenâze Töreni'nde

2 Temmuz 2003'deki Sivas Kundaklaması'nda 37 yurttaşımız vefât ederken, tüm dünya sarsılmıştı.
Sivas'ta vefât edenler arasında, konferanslarını dinlediğim bilim adamları, şiirlerini okuduğum şâirler, karikatürlerini izlediğim karikatüristler, türkülerini dinlediğim "halk ozanları", denemelerini okuduğum yazarlar vardı!
Aziz Nesin, uzun yıllar eserlerini okuduğum, konferanslarını dinlediğim, çevresinde geziler yaptığım bir Yazar'dı. Sivas'ta son anda ölmekten kurtulmuş idi, Aziz Nesin.
"bir cenâze töreni", Yazar Asım Bezirci ile halk ozanı Nesimi Çimen'in cenâze töreni.
Türkiye Yazarlar Sendikası'nın Kabataş'taki binâsında toplanmıştık önce. masada, Aziz Nesin, Edip Akbayram, ben, Aziz Nesin'in korumaları vardı. bir süre masada oturduk, merhabalaştık, Yazar Rıfat Ilgaz'ın vefât haberini okuduk.
Aziz Nesin, bir hafta önce, Sivas'ta ölmekten son anda kurtulmuş Aziz Nesin'di, aynı masada, birbirimizi yokladık, belli etmeden.
tabutlar, Asım Bezirci ile Nesimi Çimen'in tabutları, sokak'ta, kalabalığın arasında idi.
Asım Bezirci'yi, daha ilkokul yıllarımda okurdum, sonra çok defâ konferanslarda biraraya geldik, sohbetlerimiz de olmuş idi. kitaplarının çoğunu okumuştum, Asım Bezirci'nin.
Nesimi Çimen'in türkülerini dinlemiştim, "halk ozanlığı geleneği"nin son temsilcilerinden biriydi, Nesimi Çimen.
cenâze töreni, bir süre sonra başladı.
binlerce yurttaşımız, cenâze törenlerinde yerlerini almışlardı.
Sivas'ta kundaklananlar arasında, şiirlerini okuduğum şâirlerden Doktor Behçet Aysan, Felsefeci Metin Altıok vardı.
Muhlis Akarsu, Edibe Sularî gibi halk ozanları da, Sivas'ta kundaklanıp ölmüşlerdi.
cenâze töreni'nden bugüne 16 yılı geçiyor!
2 Temmuz 1993'te doğmuş çocuklar, şimdi 16 yaşında lise öğrencileri oldular, Aziz Nesin'in kitaplarını okuyorlar!
SİNAN ÖNER

"Kabotaj Bayramı"

"Kabotaj Bayramı", tüm Türkiye'de kutlanıyor.
"kabotaj", Osmanlı Devleti'nin de, daha önceki Selçuklu Devleti'nin de, çok yatırım yaptığı bir alan, "kabotaj", yâni, "denizcilik."
Selçuklu Hükümdârı Alaâddin Keykubât, "kabotaj"a yatırımları ile, tüm dünya'da ün salmış bir adamdı. Antalya, Alanya gibi şehirlerde, limanlar, iskeleler, tersâneler yaptırmıştı, Alaâddin Keykubât.
daha sonra, Osmanlı Sultanları, "Kabotaj Bakanlığı" kurmuşlar, "Kaptan-ı Deryâ" ünvânı ile, "deniz işçileri"ni, "deniz kuvvetleri"ni, "balıkçılar"ı teşkilâtlandırmışlar, "hiyerârşi"lendirmişlerdi.
Barbaros Hayreddîn Paşa, "Kaptan-ı Deryâ"lar arasında çok saygın bir kaptan'dır, gençliğinde, Akdeniz limanlarında "korsanlık" yapmıştı, Barbaros Hayreddîn, Cezayir'de, Tunus'da, Mısır'da, Arnavutluk kıyılarında, Fas'ta, Barbaros Hayreddîn Paşa'nın izleri vardır.
"kabotaj", Atatürk'ün de çok yatırım yaptığı bir alandır, "Türkiye Cumhuriyeti, bir denizcilik ülkesidir". Deniz Kuvvetleri Komutanlığı, Türk Genelkurmayı'nın bir anlamda "motor" gücü olmuştur, 1919'lardan beri! Atatürk, daha 1919'da, "Bandırma Vapuru" ile Samsun'a giderken, "kabotaj"ı nasıl algıladığını da gösterdi.
"kabotaj"ın ticârî bir alan hâline gelmesi de, Atatürk'ün yatırımları ile mümkün olmuştur.
limanlar, iskeleler, tersâneler inşâ eden Atatürk, Türk Halkı'na "denizci" olmayı önermekteydi.
Akdeniz, Karadeniz, Marmara Denizi, Ege Denizi, Türkiye'yi çevreler. bu denizlerde, kıyılarda, şehirler, köyler, kasabalar yer alır. Türk Halkı, Atatürk'ün önerisini uygulamış, "denizci" bir halk olmuştur.
son yıllarda, yazık ki, "kabotaj"a yapılan yatırımlar azaldı. limanlar yıprandı, iskeleler çökmeye başladı, tersâneler iflâs etmeye başladı. "gemicilik", bazı şehirlerde varken, çoğu kıyı şehrinde iyice yok olmuştur.
"ulaşım" alanında, "kabotaj", Osmanlı Devleti'nce de, Atatürk Cumhuriyeti'nce de, çok kıymetlendirilmiş, bir sürü kıyı şehirleri arasında "vapur", "gemi", "tekne" seferleri yapılmaktaydı. ama, şimdi, "ulaşım" alanında, "kabotaj"a çok az yer verilmektedir. "kabotaj", iflâs'a sürüklenmektedir.
Türk Halkı'nın, dünya'daki öteki "denizci" halkların, "Kabotaj Bayramı"nı kutlarım.
SİNAN ÖNER

Friday, July 3, 2009

ABD ile Rusya, "Soğuk Savaş"ı Anıyor





Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Barack Obama ile Rusya Cumhurbaşkanı Medvedev, önümüzdeki günlerde biraraya geliyorlar. Obama, Rusya Başbakanı Vladimir Putin ile de biraraya geliyor.
Batı Basını, "soğuk savaş"ı anıyor, ABD Başkanı Barack Obama, "soğuk savaş"ın aşılmasını istediklerini yinelemiş!
ama, Vladimir Putin de, "soğuk savaş"ın aşılmasının koşullarını yinelemiş.
"nükleer silâhsızlanma" yönünde, ABD'nin atması gereken bir sürü adım olduğu belli!
ABD yönetimi, "soğuk savaş"ın aşılmasını isterken, Irak'ta hâlâ ABD Ordu Birlikleri var. Rusya'da, "terör sorunları" hâlâ var, daha geçende, İnguş Özerk Cumhuriyeti Lideri'ne "suikâst" yapılmıştı.
elbette, "soğuk savaş" iyi bir şey değildi!
ama, "soğuk savaş"ın nedenlerini anımsamak gerekiyor.
ABD, NATO Paktı'nın kurucusu idi, Sovyetler Birliği de, Varşova Paktı'nın. "Bağlantısızlar Hareketi"ni de anmalı.
20. Yüzyıl'da büyük savaşlar, dünya savaşları oldu. "soğuk savaş politikası", gerçek bir silâhlı savaş olmasın diye, "nükleer savaş" olmasın diye düşünülmüş, uygulanmış bir politika idi.
dünya'nın, siyasî bölünmesi, elbette iyi bir şey değildir. ama, "dünya sistemi" diye, büyük halk çoğunluklarını, açlığa, yoksulluğa, doğal felâketlere, şiddet'e, terör'e, diktâ rejimlerine, sınıf savaşlarına mahkûm eden bir dünya durumu yaratılınca, Çin Halk Cumhuriyeti, Sovyetler Birliği, Hindistan gibi halk rejimleri kurulunca, "soğuk savaş politikası" seçilmek zorunda kalınmıştır.
örneğin, daha 1945'lerde, ABD, Japonya'ya "nükleer silâh" kullanırken, "soğuk savaş" diye bir seçeneği düşünmeliydi, Japonya'ya "nükleer silâh" kullanmaktan kaçınmalıydı!
böyle bir sürü dersler var, geçmişte.
ABD ile Rusya'nın, dünya devletleri arasında, bazı farkları olduğunu biliyoruz. ama, öteki devletlerin de, "soğuk savaş"tan zararlar gördüğünü, dünya savaşlarında felâketler yaşadığını söylemekte bir sakınca yok.
dünya haritası ya da dünya koşulları, tüm devletlere bir sürü soru getirmektedir.
ABD yönetimi ile Rusya yönetiminin, bu sorulardan bazılarını tartışması bile iyi!
SİNAN ÖNER


Muhammed El Baradey'e Kutlama

Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu'nun yıllardır yöneticiliğini yürüten Muhammed El Baradey, emekli oluyor!
Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu Başkanlığı sırasında, Muhammed El Baradey'in bir sürü ülkede faâliyetlerini izlemiş, "nükleer enerji"nin "kötü" değil, "iyi" amaçlara yönlendirilmesi yönündeki siyaset'ini kutlamıştık. Muhammed El Baradey, İran'ı, "nükleer silâhlanma" konusunda uyarmıştı, Irak'ta "kimyasal" ya da "nükleer" silâhların kullanılmasının önlenmesi yönünde, dünya kamuoyu'nu uyarmıştı.
Muhammed El Baradey'in emekli olmasının ardından, Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu'nun Başkanlığı'na, Japon Yukiyo Amano seçildi. Yukiyo Amano'nun, "nükleer silâh kurbanı" Japonya'yı, yalnızca Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu'nu değil, Japonya'yı da, tüm dünya'da temsil edeceğini sanıyorum. Yukiyo Amano'nun, önümüzdeki yıllarda, çok ağır bir mesâi yapacağını şimdiden söylemeliyiz.
Muhammed El Baradey'i, Başkanlığı sırasında yaptıkları nedeni ile, emekli olması nedeni ile, kutlarım.
Japon Yukiyo Amano'yu da, Başkanlığa seçilmesi nedeni ile, kutluyorum.
SİNAN ÖNER

Irak'ta Yaşamak!

Irak Savaşı'nın başladığı 2003'ten beri, Irak'ta yaşamak gibi bir gerçeğin ne olduğunu soruyorum. Irak'ta, daha önce, 1990'larda, "Körfez Savaşı" yaşanmış, "füzeler", kentlerden kentlere "yağmıştı". ölüler, her tarafı sarmış, ABD Başkanı George Bush, Irak'tan çekilmeyi kararlaştırmış, BM de, uzun bir süre, Saddam Hüseyin Yönetimine "ambargo" uygulamıştı. elbette, tüm gerçekleri bilmek mümkün olmamıştı, Irak'ta.
Irak Savaşı, herkese, kâh zarar getirdi, kâh fayda. ama, ölmüşler, şehitler, kayıplar açısından, Irak Savaşı, zararlı bir savaştır. Saddam Hüseyin de, bir yargılama sonucunda idâm edildi, Taha Yasin Ramazan da, idâm edildi. Tarık Aziz'in, öteki Saddamcı Liderlerin neler yaşadığını bilmiyoruz. Celâl Talabanî, Irak Cumhurbaşkanı seçildi.
ama, Irak halkı neler yaşıyor? büyük çoğunluğun yaşayışında neler değişiyor, Amerikalılar'ın, öteki Batılı devletlerin, Irak'a yaptıkları yatırımların sonuçları nelerdir? Bağdat'ı mutlaka görmeliyiz meselâ! Bağdat'ta yaşamak, nedir, ne anlama geliyor, koşulları nelerdir?
Türkmen, Arap, Kürt, Ermeni, Irak halkının, sağlık, eğitim, ibâdet, siyaset, temizlik, seyâhat, barınak sorunları çözülüyor mu? neler yaşanıyor, Irak'ta?
ABD'nin bir "sorumluluk" hissedip, Irak'a savaş açmasının ardından, görülüyor ki, daha bir sürü devlet de, ABD gibi düşünmüş, ABD gibi, Irak'a askerlerini göndermişti!
Türk Genelkurmayı da, Irak Savaşı'nın Türkiye'yi ilgilendirmediğini, askerî bir "sorumluluk" alınamayacağını, 2003'te dünya'ya duyurmuş idi. ama, Irak Savaşı ile, herkes bir süre de olsa ilgilendi! sonra, yavaş yavaş, Irak Savaşı unutulmuştur.
Türkiye açısından, Irak, "dört yüzyıl" Osmanlı yönetiminde yaşamış, "komşu" bir halk, bir devlet, bir ülke. Musul gibi, Osmanlı'yı da, Atatürk'ü de çok düşündürmüş bir kent, Irak'ta. 2003'lerde, Süleyman Demirel de, Bülent Ecevit de, eski Başbakanlar olarak, Musul'u iyice izlemek gereğini, Musul Tarihi'ni düşünmek gereğini vurgulamışlardı. ABD güçleri Irak'ı tümüyle terk ettiğinde, Musul, yine tartışılır, Irak Yönetimi de, Türkiye'ye, Musul hakkındaki düşüncelerini sorar!
Irak Savaşı'nı, tüm tarafları ile anlamak gerekiyor.
SİNAN ÖNER

Manas'ta "İşkence"

Kırgızistan'ın Frunze kentindeki Manas Üniversitesi'de kaldığım 75 gün'den pek bahsetmedim!
Frunze'de, 1995'te açılan Manas Üniversitesi'nin "Fâhri Rektörü", Süleyman Demirel. Manas Üniversitesi, Kırgızistan Eğitim Bakanlığı ile YÖK'ün "özel" anlaşmaları ile eğitim faâliyetlerini sürdürmektedir.
Manas Üniversitesi Tarih Bölümü'ne, 2008'in Eylül Ayı'nda başladım, Kasım 2008'de, Boğaziçi Üniversitesi Tarih Bölümü'nde eğitime devâm etmek amacı ile, Kırgızistan'dan Türkiye'ye geldim.
Manas, Kırgızlar'ın tarihsel "Manas Destanı"ndan adını almış, değerli bir eğitim kurumu.
3000 kadar öğrenci var, Manas Üniversitesi'nde.
Rus, Kazak, Özbek, Kırgız, Türk, Azerî, Moğol, Tajik, farklı milletlerden öğrenciler, Manas Üniversitesi'nde eğitim görüyor.
"işkence" diye yazdım, doğrusu, Frunze'de, Manas Üniversitesi'nde "işkence" göreceğimi hiç düşünmemiştim!
ne var ki, saçlarımın bazıları da, Manas'ta dökülmüştür.
Türkiye'deki Erdoğan Hükümeti'nin yetiştirdiği bazı kişilerin, "resmen", "psikolojik işkence"sine muhatap kaldım. "işkenceci"lerimizin adları, Manas Üniversitesi yöneticilerinde vardır! "işkence" saatleri dışında, Manas Üniversitesi Kütüphânesi'nde kitap okudum, kantinlerde kahvaltı yaptım, yurt odamda dinlendim, Frunze sokaklarında gezindim.
Tayyip Erdoğan'ın, tarihçiler'e kastı olduğunu yazmıştım, bana yedi yılda verdiği zararları saymak mümkün değildir, Tayyip Erdoğan'ın çevresinde birikmiş "işkenceci"lerin!
bu sürede, bir sürü Tarihçi, vefât ederken, bir sürü Tarihçi de, manevî, maddî zararlara uğradı.
Manas Üniversitesi'nde, "Cengiz Aytmatov Sempozyumu"nu da izledim, üç gün.
Frunze kentinin farklı niteliklerini yazmak isterim, ama, bu "Manas'ta İşkence" notumu özellikle yazdım ki, hiç bir şeyin unutulmadığını, zararların giderilmediğini anlatayım diye!
Manas Üniversitesi Rektörü Değerli Profesör Süleyman Kayıpov'un, "işkence"yi engelleyemediğini görmek de, ayrıca bir keder kaynağı idi.
SİNAN ÖNER

Joe Biden, Irak'ta!

ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden, Irak'a "sürpriz" bir gezi yapmış!
Irak Dışişleri Bakanı Hoşyar Zebâri tarafından ağırlanan Başkan Joe Biden, Irak'taki Amerikan birliklerini de ziyâret ediyor.
Bağdat, son yıllarda, büyük devletlerin yöneticilerinin sürekli ziyâretlerini yaşıyor, Bağdat Halkı da, Irak yöneticileri de, bu ziyâretlerden memnûn görünüyorlar.
Başkan Joe Biden'in ziyâreti, yazık ki, Kerkük'te yaşanan patlama'nın ardından gerçekleşiyor, Kerkük'lüleri destekleyici bir ziyâret.
Irak'ta, hâlâ bir "savaş" olduğu hissedilmektedir. "terör"ün azaldığı izleniyor, ama, gerçek bilgilerin neler olduğunu, bilmiyoruz. 2003'lerde, Irak'ı anlatan tüm bilgileri bilmek zorundaymışız gibi gelmekteydi, ama şimdi, kamuoyu'nun Irak'a hassâsiyeti çok azaldı.
ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden'in Bağdat Ziyâreti'ni kutlarım.
SİNAN ÖNER

Thursday, July 2, 2009

"Gazete Okumayın!"

"Gazete okumayın!"
okurlara, yaz aylarında edilmesi gereken bir "tâvsiye", "gazete okumayın".
neden?
ben, çok eski bir "gazete okuru" olarak yazıyorum, son yıllarda, basın'ın, okurların sıhhâtlerini tehdit eden niteliklere büründürüldüğünü iyi biliyoruz.
"Taraf" gibi "yeni" bir gazete bile, bir sürü deneyimli yazarının "saçmalık"ları ile döşeniyor!
"Taraf"ı yönettiği söylenen Yasemin Çongar, Tarihçi Halil Berktay, Tarihçi Murat Belge, Tarihçi Nabi Yağcı, Romancı Ahmet Altan, daha nice yazar, "Taraf"ın bir "batak" ya da bir "çukur"a saplanmasını engelleyemiyor. 73 Milyon nüfûslu Türkiye'yi unutmuş gibi bir "Taraf" var önümüzde!
"Taraf"ı da "okumayın".
böyle yazınca, bana "düşman" olacaklarını sanmıyorum. çoğu ile yıllarca mesâi yaptık. birbirimize diyeceklerimiz çok sınırlı! ama, milyonlarca genç okur, basın'ın yok olmasına öfkelidir, kederlidir. "Taraf"ı, daha önce "Radikal"i olduğu gibi, bir "rönesans" ya da "arınma" merkezi gibi görmek isteyenler de, yazık ki, yanıltıldılar.
"Cumhuriyet"in, vefât ilânlarını kışkırtan yayınları, "söylentiler"i "haber", "yakıştırmalar"ı "yorum" diye yayması, zaten, Nadir Nadi'nin, Uğur Mumcu'nun, Yunus Nadi'nin "hatıra"larına zarar veriyor!
demek ki, şimdiki sorunlarımızın ilk sıralarında, "basın sorunu" gelmektedir.
"basın, millet'in müşterek sesidir!" ilkesi, zedelenmiş, basın, millet'ten uzaklaştırılmış, millet'e zarar vermeyi alışkanlık yapmıştır.
"Taraf"ın, dünya basını ile daha iyi ilişkiler kurmasını önermek, mümkün.
hatta, "Taraf"ta bana bir "köşe" açılmasını istemek de, mümkün.
ama, bana da bir "köşe" açılınca, "basın sorunu"nun çözüleceğini sanmak, mümkün değil, yalnızca bir adım olur, genç okurlara yönelik bir adım.
ama, şimdilik, "gazete okumayın!" diye yazmak doğru olur.
SİNAN ÖNER

"Adlî Tatil"

Adliye, "adlî tatil"e girince, aylarca, "mahkeme"ler hakkında susulur, "nöbetçi mahkeme"ler vardır, ama, Adliye çoğunluğu, tatil yaparlar.
Savcılar, hâkimler, avukatlar, polisler, mübâşirler, öteki adliye personeli, aylarca, "adlî tatil"de, sonraki yargı yılı'nın konularına hazırlanırlar, "Yüksek Yargı", "kritik davalar"ı incelemeye devâm eder.
Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Sayıştay, Askerî Yargıtay, "adlî tatil"de, geçmiş'in bugüne taşıdığı "davalar"ı bir "tatil atmosferi"nde tartışır. gelecekte, Türkiye'yi hângi "büyük davalar"ın beklediğini de, bir "tatil atmosferi"nde soruşturur.
Barolar, avukatlarını "adlî tatil"de eğitirler. Polis müdürlükleri, "adlî polis memûrları"nı, "adlî tatil"de dinlendirir, eğitir, güçlendirir. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu üyeleri, savcıların, hâkimlerin, "tatil"de nasıl birarada yaşayacaklarını saptar. "adlî birlik"in, "hukuk birliği"nin temelini meydâna getirmiş "adlî birlik"in güçlendirilmesini sağlayıcı önlemler alırlar.
2009 "Adlî Tatil"inin, tüm Adliye Personeli'ne iyilik getirmesini isteriz.
SİNAN ÖNER

Wednesday, July 1, 2009

Simon Peres, Alma Ata'da!

İsrail Cumhurbaşkanı Simon Peres, Kazakistan Cumhurbaşkanı Nur Sultan Nazarbayev'in misafiri olarak, Alma Ata'yı ziyâret ediyor.
Haaretz, Simon Peres'in Alma Ata ziyâretini birinci sayfasına almış, Simon Peres, Kazak ordu birliklerini denetlemiş, resmî törenlere katılmış, Nur Sultan Nazarbayev'in dâvetleri ile.
Kazakistan, dünya'nın güçlü devletlerinden biri.
Alma Ata da, Asya'nın merkezî kentlerinden biri, çok dinamik bir kent, bir siyaset, ekonomi, kültür, tarih merkezi.
İsrail'in Kazakistan ile ekonomik, siyasî, sosyal sözleşmeler, anlaşmalar yapacağı, mevcût anlaşmaları tazeleyeceği belli.
İsrail Cumhurbaşkanı Simon Peres'in Alma Ata Gezisi'ni kutlarım.
SİNAN ÖNER

Kerkük'te Patlama!

Irak'ın Kerkük kentinde büyük bir patlama olmuş, 40 kişi ölmüş patlamada. Irak İşgâli, 2003'ün Mart Ayı'ndan beri sürmekte, işgâl sırasında ölmüş Iraklılar'ın, Amerikalılar'ın, öteki ülkelerden sivillerin, askerlerin sayısı belli değil.
2002'de, ABD yönetimi, Irak'a askerî bir harekât yapmayı kararlaştırmıştı.
2003'de, Türkiye'de harekât'a dâvet edildi, 1 Mart 2003'de, Meclis'te, "tezkere" oylaması yapıldı, oylama ile, Türkiye, harekât'a dâhil olmadı. yalnızca, Irak'a sivil yardımlar göndermeyi kabûllendi. ama, Irak İşgâli sırasında, bir sürü Türk yurttaşı da ölmüştür.
Kerkük, Süleymaniye, Musul, Fellûce, Tel Afer, Bağdat, Basra, Necef gibi Irak şehirlerinde, büyük patlamalar, saldırılar yaşandı, Birleşmiş Milletler Irak Temsilcisi De Mello da, saldırılarda vefât etti. ölenler arasında, Bakanlar, Bakanlık görevlileri, güvenlik şefleri, belediye başkanları, Profesörler, El Hekim gibi siyasî liderler, ordu komutanları, istihbârat memûrları var.
Kerkük'teki patlama, kamuoyu'nu Irak'a yönlendiriyor, ABD'nin Irak'tan çekilmeyi tartıştığı bir sırada, Kerkük'teki patlama, bazı soruları gündeme getiriyor.
Irak Cumhurbaşkanı Celâl Talabanî, Başbakan Nuri El Malikî, Kuzey Irak Lideri Mesût Barzanî, çevre devletlerle berâber, Irak'ta şiddetin yok edilmesi, Irak Halkı'nın bir üretim seferberliğine yönlendirilmesi, Irak Devleti'nin sağlam bir Anayasal güce kavuşturulması gibi amaçları gerçekleştirmek ödevi ile sorumlu.
ABD'nin, Irak'ta artık yorulduğu belli. ama, harekât öncesinden daha iyi bir Irak bırakmak da şart!
SİNAN ÖNER

Yitzak Rabin

Haaretz'in ilk sayfasında Ehud Olmert ile Ehud Barak'ın berâber çekilmiş resimlerini görünce, geçmiş'i andım!
Yitzak Rabin'i anlatan resmî internet sayfalarında, Yitzak Rabin'in gençliği'ni, yaşlılığı'nı, Başbakanlığı sırasında yaptıklarını izledim.
Yitzak Rabin, yıllar önce bir saldırı'ya muhatap kaldığında, ben de, birden öldürülmüşüm gibi gelmişti! tam Başbakan olmuşum, İsrail İşçi Partisi'ni yeni bir durum'a hazırlamışım, Filistinliler'le, Batılı devletlerle anlaşmışım da, birden öldürülmüşüm!
Yitzak Rabin, İsrail'in, 1946'lardaki kuruluşunda yer almış bir liderdi.
Yitzak Rabin'in yazdıkları, yazık ki, hâlâ Türkçe'de yayınlanmadı.
İsrail Cumhurbaşkanı Simon Peres'in yazdıkları da, Türkçe'de yayınlanmış değil. Filistinli Lider Yaser Arafat'ın, Filistin Cumhurbaşkanı Mahmoud Abbas'ın da yazdıkları, Türkçe'de yayınlanmış değil. internet sayfalarındaki bilgilerle yetinmek zorunda kalıyoruz şimdilik.
İsrail'li Tarihçiler'i ziyâret etmek istiyorum ama, herhâlde, önce, Türk Tarihçiler'in İsrail Tarihi'ne, Filistin Tarihi'ne, Lübnan Tarihi'ne nasıl bir mesâi vakfettiklerini de görmek gerekiyor.
bir "Yitzak Rabin Biyografisi"ni, bir Türk Tarihçi yazmalıydı!
SİNAN ÖNER

Blog Archive