Şair Yazar Cemal Süreyâ, 9 Ocak 1990'da vefât etmişti, yirmi iki yıl önce. Cemal Süreyâ'yı saygı ile anıyorum, Cemal Süreyâ'nın dostlarına, okurlarına da iyi anma toplantıları, iyi hatırlamalar dilerim.
Cemal Süreyâ ile lise yıllarımda tanışmıştık, bir süre edebiyat sohbetleri hazırladığı Kadıköy Gençlik Kitabevi'nde, hemen her ay görüşürdük, sohbet ederdik. Necati Cumalı, Mehmed Kemal, Behzat Ay, Profesör Cahit Tanyol gibi yazarlarımızı konuk etmişti Cemal Süreyâ, sohbetlerde Cahit Kayra, Ece Ayhan, İsmet Kemal Karadayı gibi bürokratlar, eski bakanlar, yazarlar da yer alırlardı.
Cemal Süreyâ, "Şapkam Dolu Çiçekle" kitabını henüz yayınlamıştı, ben de kitabı okumuştum. "Şapkam Dolu Çiçekle" kitabında, Cemal Süreyâ, şiir, roman, öykü, felsefe, tarih alanlarında düşüncelerini yazmıştı.
daha sonra, Cemal Süreyâ ile bir türlü buluşamadık, farklı kentlerde yaşıyorduk, ben Yalova'dayken, Cemal Süreyâ, 9 Ocak 1990'da vefât etmişti, "Sevda Sözleri"nde bir araya getirdiği tüm şiirleri, yıllarca çantamda, ellerimde, kitaplığımda idi. Cemal Süreyâ'nın şiirleri, "İkinci Yeni Akımı" sırasında yazdıkları ve sonra yazdığı şiirler, şiirimizde hem bir okul işlevi görmüştür, hem de şiirlerinde, şiirsel yeniliklerin ve icâtların Cemal Süreyâ'nın şairliğinde nasıl bürünümler kazandıklarını fark ederiz.
Cemal Süreyâ, aynı zamanda iyi bir yazardı, bir denemeci, bir makaleci idi, bir çevirmendi, roman ve şiir çevirileri gibi, tarih ve ekonomi çevirileri de çok önemli eserlerdir. Cemal Süreyâ, "99 Yüz" kitabında yazdığı "portre"lerle de çok okunmuş bir "biyograf" idi. Cemal Süreyâ, Flaubert'in "Education Sentimentale" kitabını "Gönül Ki Yetişmekte" başlığı ile Türkçe'ye çevirmiş, Lenin'in "Imperialism" kitabını da "Emperyalizm" başlığı ile Türkçe'ye çevirmişti.
Cemal Süreyâ, Maliye Bakanlığı'nda yıllarca müfettişlik yapmış bir Maliye bürokratı idi aynı zamanda, Darphane Genel Müdürlüğü'nde bir süre Genel Müdür olarak da çalışmıştı. Cemal Süreyâ, Ankara'da, Mülkiye'de okumuştu, bugünkü adıyla Siyasal Bilgiler Fakültesi mezûnu idi. Cemal Süreyâ, "ölünceye kadar" Mülkiyeli kalmıştı, Mülkiye'den hiç kopmadan yaşadı, Mülkiye'yi hiç yadsımadı.
Cemal Süreyâ'nın dostları ile, arkadaşları ile, okurları ile çok vaktim geçmişti, bir dostu da Merhûm Cumhuriyet Savcısı Avukat Şair İsmet Kemal Karadayı idi, Karadayı ile Cemal Süreyâ tanıştırmıştı beni de, sonra yakın dost olmuştuk, bana kitaplarını verirdi daha ilk yayınlandıklarında, toplantılarına, sohbetlerine dâvet ederdi, İsmet Kemal Karadayı. Cemal Süreyâ'nın bir dostu da, Edip Cansever'di, tıpkı Turgut Uyar gibi, ama iki büyük şairimizle de tanışamadık, "erken"den terk etmişlerdi dünyayı. ama, Arif Damar'la, çok sohbet etmiştik, Cemal Süreyâ'yı anlamak için çok çaba harcayan eleştirmenler, şairler, yazarlar arasında da tanıdıklarım vardı.
Cemal Süreyâ, "Papirüs" Dergisi'nin de yayıncısı idi, şiirimize dergiler ile yenilikler getirmek, Cemal Süreyâ'nın hoşlandığı bir gelenek idi. geçmişte, "Serveti Fünûn" ya da "Fecr-i Atî" gibi dergilerle şiirimiz zenginleşmiş idi. sonra, "Yaprak", "Yeni Ufuklar", "Atsız Mecmuâ", "Ülkü", "Varlık", "Sanat Emeği", "Milliyet Sanat", "Hürriyet Gösteri", "Adam Sanat", "Broy", "Temmuz", "Edebiyat ve Eleştiri", "İnsancıl", "Kıyı" gibi şiir ve edebiyat dergileri yayınlanmıştı, çoğunda Cemal Süreyâ vardı ya da Cemal Süreyâ'nın arkadaşları, okurları vardı, "Papirüs" de, şiir ve edebiyat dergiciliği tarihimizde saygın bir yer edinmişti.
Cemal Süreyâ, Türkçe'nin ustası idi, Türkçe'yi şiirde, çeviride en iyi kullanan şairlerimizden biriydi. Cemal Süreyâ'yı hatırlarken, bir öğrencisi ve bir arkadaşı olduğum için seviniyorum, ne mutlu Cemal Süreyâ'nın dostlarına, arkadaşlarına, öğrencilerine, okurlarına, ne mutlu Türkçe'ye, ne mutlu Cemal Süreyâ'nın şairi, yazarı, maliyecisi, müfettişi, yurttaşı, çevirmeni, yayıncısı olduğu Türkiye'ye!
SİNAN ÖNER
Cemal Süreyâ ile lise yıllarımda tanışmıştık, bir süre edebiyat sohbetleri hazırladığı Kadıköy Gençlik Kitabevi'nde, hemen her ay görüşürdük, sohbet ederdik. Necati Cumalı, Mehmed Kemal, Behzat Ay, Profesör Cahit Tanyol gibi yazarlarımızı konuk etmişti Cemal Süreyâ, sohbetlerde Cahit Kayra, Ece Ayhan, İsmet Kemal Karadayı gibi bürokratlar, eski bakanlar, yazarlar da yer alırlardı.
Cemal Süreyâ, "Şapkam Dolu Çiçekle" kitabını henüz yayınlamıştı, ben de kitabı okumuştum. "Şapkam Dolu Çiçekle" kitabında, Cemal Süreyâ, şiir, roman, öykü, felsefe, tarih alanlarında düşüncelerini yazmıştı.
daha sonra, Cemal Süreyâ ile bir türlü buluşamadık, farklı kentlerde yaşıyorduk, ben Yalova'dayken, Cemal Süreyâ, 9 Ocak 1990'da vefât etmişti, "Sevda Sözleri"nde bir araya getirdiği tüm şiirleri, yıllarca çantamda, ellerimde, kitaplığımda idi. Cemal Süreyâ'nın şiirleri, "İkinci Yeni Akımı" sırasında yazdıkları ve sonra yazdığı şiirler, şiirimizde hem bir okul işlevi görmüştür, hem de şiirlerinde, şiirsel yeniliklerin ve icâtların Cemal Süreyâ'nın şairliğinde nasıl bürünümler kazandıklarını fark ederiz.
Cemal Süreyâ, aynı zamanda iyi bir yazardı, bir denemeci, bir makaleci idi, bir çevirmendi, roman ve şiir çevirileri gibi, tarih ve ekonomi çevirileri de çok önemli eserlerdir. Cemal Süreyâ, "99 Yüz" kitabında yazdığı "portre"lerle de çok okunmuş bir "biyograf" idi. Cemal Süreyâ, Flaubert'in "Education Sentimentale" kitabını "Gönül Ki Yetişmekte" başlığı ile Türkçe'ye çevirmiş, Lenin'in "Imperialism" kitabını da "Emperyalizm" başlığı ile Türkçe'ye çevirmişti.
Cemal Süreyâ, Maliye Bakanlığı'nda yıllarca müfettişlik yapmış bir Maliye bürokratı idi aynı zamanda, Darphane Genel Müdürlüğü'nde bir süre Genel Müdür olarak da çalışmıştı. Cemal Süreyâ, Ankara'da, Mülkiye'de okumuştu, bugünkü adıyla Siyasal Bilgiler Fakültesi mezûnu idi. Cemal Süreyâ, "ölünceye kadar" Mülkiyeli kalmıştı, Mülkiye'den hiç kopmadan yaşadı, Mülkiye'yi hiç yadsımadı.
Cemal Süreyâ'nın dostları ile, arkadaşları ile, okurları ile çok vaktim geçmişti, bir dostu da Merhûm Cumhuriyet Savcısı Avukat Şair İsmet Kemal Karadayı idi, Karadayı ile Cemal Süreyâ tanıştırmıştı beni de, sonra yakın dost olmuştuk, bana kitaplarını verirdi daha ilk yayınlandıklarında, toplantılarına, sohbetlerine dâvet ederdi, İsmet Kemal Karadayı. Cemal Süreyâ'nın bir dostu da, Edip Cansever'di, tıpkı Turgut Uyar gibi, ama iki büyük şairimizle de tanışamadık, "erken"den terk etmişlerdi dünyayı. ama, Arif Damar'la, çok sohbet etmiştik, Cemal Süreyâ'yı anlamak için çok çaba harcayan eleştirmenler, şairler, yazarlar arasında da tanıdıklarım vardı.
Cemal Süreyâ, "Papirüs" Dergisi'nin de yayıncısı idi, şiirimize dergiler ile yenilikler getirmek, Cemal Süreyâ'nın hoşlandığı bir gelenek idi. geçmişte, "Serveti Fünûn" ya da "Fecr-i Atî" gibi dergilerle şiirimiz zenginleşmiş idi. sonra, "Yaprak", "Yeni Ufuklar", "Atsız Mecmuâ", "Ülkü", "Varlık", "Sanat Emeği", "Milliyet Sanat", "Hürriyet Gösteri", "Adam Sanat", "Broy", "Temmuz", "Edebiyat ve Eleştiri", "İnsancıl", "Kıyı" gibi şiir ve edebiyat dergileri yayınlanmıştı, çoğunda Cemal Süreyâ vardı ya da Cemal Süreyâ'nın arkadaşları, okurları vardı, "Papirüs" de, şiir ve edebiyat dergiciliği tarihimizde saygın bir yer edinmişti.
Cemal Süreyâ, Türkçe'nin ustası idi, Türkçe'yi şiirde, çeviride en iyi kullanan şairlerimizden biriydi. Cemal Süreyâ'yı hatırlarken, bir öğrencisi ve bir arkadaşı olduğum için seviniyorum, ne mutlu Cemal Süreyâ'nın dostlarına, arkadaşlarına, öğrencilerine, okurlarına, ne mutlu Türkçe'ye, ne mutlu Cemal Süreyâ'nın şairi, yazarı, maliyecisi, müfettişi, yurttaşı, çevirmeni, yayıncısı olduğu Türkiye'ye!
SİNAN ÖNER

0 comments:
Post a Comment