Monday, January 23, 2012

Uğur Mumcu'yu 2012'de Anmak

"Cumhuriyet" Gazetesi Yazarı, Hukukçu Uğur Mumcu'yu vefatının 19. Yılı'nda törenlerle anıyoruz. Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı, Uğur Mumcu'yu anma törenleri hazırlıyor her yıl, bir hafta süreyle, Uğur Mumcu tüm yurtta ve başka ülkelerde anılıyor. Uğur Mumcu'nun kitapları yeniden yayınlanıyor, Uğur Mumcu yaşıyormuş gibi okurları, dostları, arkadaşları, öğrencileri, salonlarda, alanlarda biraraya geliyorlar.
Uğur Mumcu, 1941'de doğmuştu, Hakkı Şinasi Bey ile Nadire Hanım'ın oğulları idi. Kırşehir'de geçen ilk yıllardan sonra Ankara'ya taşınmıştı Uğur Mumcu ve ailesi. Uğur Mumcu, Ankara Hukuk Fakültesi'nde hukuk eğitimi aldı, daha sonra Ankara Hukuk Fakültesi'nde Profesör Tahsin Bekir Balta'nın asistanı oldu. 1962'de yazdığı "Türk Sosyalizmi" makalesi, Uğur Mumcu'nun yayınlanmış ilk yazısı idi.
"Cumhuriyet" Gazetesi, Nadir Nadi'nin yönetimindeydi, İlhan Selçuk, Oktay Akbal, Melih Cevdet Anday, Fikret Otyam gibi yazarlar, "Cumhuriyet"te yazıyorlardı. Uğur Mumcu'yu da "Cumhuriyet"e dâvet etmişlerdi yıllar sonra. "Gözlem" başlığı ile köşe yazıları yazmaya başladı Uğur Mumcu, aynı zamanda "Cumhuriyet"in Ankara Bürosu'nda muhabirlik ve yöneticilik yapmaya başladı.
"Cumhuriyet" Gazetesi, 12 Mart 1971 Muhtırası sonrasında bir bunalım yaşamıştı, bu sırada Uğur Mumcu askerlik ödevini yaptı, "Sakıncalı Piyade" eseri, bu yıllarda geçen bir eserdir. 1973'de, Ecevit Hükümeti kurulduktan itibâren, Uğur Mumcu da, "Cumhuriyet" Gazetesindeki "Gözlem" köşesinden okurlarına seslendi, vefat ettiği 24 Ocak 1993 tarihine kadar. kısa bir süre "Milliyet" Gazetesi'nde de "Gözlem" köşesinde yazmıştı Uğur Mumcu.
Uğur Mumcu, "Cumhuriyet"te, hemen her gün yazmaktaydı. ayrıca, muhabirlik de yapıyordu Uğur Mumcu, yolsuzluklar, davalar, siyasî konular, dış politika konuları, şiddet gibi konularda haberler de hazırlıyor, "Cumhuriyet"te yayınlıyordu.
Uğur Mumcu, hukukçu özelliği ile ele aldığı konuları ayrıntılarına kadar çözümlüyor, olay ve karakter çözümlemeleri yapıyordu, Uğur Mumcu, gazetecilikte yenilikler yapmış, gazetecilik bilimi ve sanatına yeni icâtlar ve yeni özellikler getirmişti. Uğur Mumcu, günlük tepkileri de yazılarında sindiriyor, günlük tepkilerden siyasî makaleler üretiyordu.
Uğur Mumcu'nun "Gözlem" köşesi, Türkiye tarihinin ve dünyadaki olayların bir anlatımı, bir raporu, yazarın bilincindeki tepkimelerin bir karışımı idi sanki.
Uğur Mumcu'nun "Cumhuriyet" Gazetesi'ndeki "Gözlem"i ile yaşamak, 1973'lerden 1993'e, Türkiye'de yaşayan aydınların, üniversitelilerin, profesörlerin, milletvekillerinin, subayların bir alışkanlığı olmuştur, bir huyu, bir yeteneği, bir özelliği, bir çabası olmuştur. Uğur Mumcu'nun yazılarını okumadan güne başlayamayan binlerce, onbinlerce insan vardı, hatta cenaze törenlerinde gördük ki, yüzbinlerce, milyonlarca insan Uğur Mumcu'yu okurlarmış.
Uğur Mumcu, "Cumhuriyet" Gazetesi'nde, Nadir Nadi, İlhan Selçuk, daha sonraları da, Ergun Balcı, Abdülkadir Yücelman, Hıncal Uluç, Ali Sirmen, Neclâ Seyhun, Atilla Dorsay, Selmi Andak, Hikmet Çetinkaya gibi yazarlarla, Türkiye'nin siyasetine, sporuna, sanatına, diplomasi faâliyetlerine yön vermiş, liderlik yapmış bir gazeteciydi.
"Cumhuriyet" Gazetesi, Mustafa Kemal Paşa'nın önerisi ile Yunus Nadi tarafından kurulmuş bir gazete idi. bugün hâlâ yayınlanıyor "Cumhuriyet" Gazetesi, ama, Nadir Nadi de, İlhan Selçuk da, Uğur Mumcu da, başka bir çok deneyimli "Cumhuriyet" yazarı da yoklar, kitaplarıyla yaşıyorlar gazetede.
Uğur Mumcu, "Cumhuriyet" Gazetesi ile sanki birmiş gibi yaşamıştı, ama, bir açıdan, Uğur Mumcu "bağımsız" bir insandı, "bağımsız" bir yazardı, zaten kitaplarını uzun yıllar "Tekin Yayınevi" yayınlamıştı. Uğur Mumcu, bir açıdan "Cumhuriyet" Gazetesi ile birmiş gibi yazılar yazarken, bir açıdan da, gazetenin ötesine geçen bir sosyal liderlik çabası vardı. meselâ, 1986'larda, "Sosyalist Parti Tartışmaları"na katılırken, Uğur Mumcu, tıpkı eski TİP Lideri Mehmet Ali Aybar ya da Hukukçu Halit Çelenk gibi, "bağımsız" bir sosyalist lider olarak yazmıştı, konferanslara katılmıştı. Uğur Mumcu, siyasî partilerle ilgili yazmaktan hoşlanırdı, siyasî habercilikte ustalaşmıştı, ama, siyasî bir partinin yöneticisi gibi yazmamıştı hiç, hâlbuki siyasî partilerin yönetimlerini en çok etkileyen yazarlardan biri Uğur Mumcu idi. Uğur Mumcu, Türk Ceza Yasası'nın 141., 142. ve 163. Maddeleri'nin değiştirilmesi için en çok çaba harcamış gazetecilerden biriydi, bir Hukukçu olarak da bu konuyu öncelikli olarak ele alıyordu. bu yönde atılmış adımları ilk destekleyen Uğur Mumcu olmuştur, meselâ, 1987'de Doktor Nihat Sargın ve Haydar Kutlu'nun Türkiye Birleşik Komünist Partisi'ni kurmak amacı ile Türkiye'ye geldiklerinde basında en büyük desteği Uğur Mumcu ve "Cumhuriyet" Gazetesi Ankara Bürosu vermişti, "Cumhuriyet" Gazetesi "TBKP Davası"nı sürekli izlediği gibi, Doktor Nihat Sargın ile Haydar Kutlu'nun "Savunmalar"ını sürekli yayınlamıştı. Uğur Mumcu da, "Cumhuriyet"teki "Gözlem" köşesinde "TBKP Davası" ile ve Türk Ceza Yasası'nın 141., 142. ve 163. Maddeleri ile ilgili sürekli yazılar yazmıştı. sonunda, Başbakan Turgut Özal'ın da onaylaması ile, Meclis'te, Türk Ceza Yasası'nın 141., 142. ve 163. Maddeleri kaldırılmış, Cumhurbaşkanı Kenan Evren de bunu onaylamıştı.
Uğur Mumcu, yolsuzluklar ile ilgili muhabirlik yaparken de, "bağımsız" bir gazetecilik çizgisi izlemişti. şiddetten arınmış bir Türkiye için de en çok çaba harcamış yazarlardan biriydi Uğur Mumcu. "Terörsüz Özgürlük", "Çıkmaz Sokak", "Bir Pulsuz Dilekçe" ve başka kitaplarında, şiddetten arınmış bir Türkiye'nin nasıl kurulacağını tartışmıştı.
Uğur Mumcu'nun 24 Ocak 1993'de bir suikast ile ölmesi, Uğur Mumcu'nun eserlerinin de öldüğü anlamına gelmiyor! Uğur Mumcu, yayınlanmış onlarca kitabı ile yaşıyor, gazetecilik alanında yaptıklarının ne kadar anlamlı, doğru ve yararlı olduğu da çoktan kanıtlandı. Uğur Mumcu'nun neden öldürüldüğü sorusu, hâlâ sorulan bir soru, Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı, bu konuda kitaplar yayınlamıştı, suikast ile ilgili bilgileri bir araya getirmişti. Uğur Mumcu'ya yapılan saldırıya Türkiye'nin verdiği tepkiyi de hatırlamalıyız. Türkiye'nin tüm bölgelerinde, kentlerinde, kasabalarında, Uğur Mumcu'ya yapılan saldırıya yanıt olarak yürüyüşler, mitingler, toplantılar yapılmış, cenaze töreni de Ankara'da yüzbinlerce insanın katıldığı bir tören olmuş idi. Uğur Mumcu'nun suikast ile ölmesi, Türkiye'yi siyasî bir bunalıma sürüklemişti, DYP-SHP Hükümeti istifânın eşiğine kadar gelmiş, suikastten kısa bir süre sonra Cumhurbaşkanı Turgut Özal da ölmüş, aynı yıl Temmuz Ayı'nda Sivas'ta Aziz Nesin ve arkadaşlarına saldırılmış, 37 yurttaş -aralarında şairler, yazarlar, tiyatrocular, müzisyenler de vardı- vefat etmişti. bu sürede, Profesör Erdal İnönü siyaseti bırakmış, Süleyman Demirel Cumhurbaşkanı olmuş, ülkede erken seçimler ardı ardına yapılmış, siyasî bunalımlarla güvenlik sorunları aynı anda Türkiye'yi yıpratmıştı. Uğur Mumcu'nun suikast ile ölmesinden fayda umanlar, bir ölçüde amaçlarına ulaştıklarını sanırken -ülke istikrarsızlaşmıştı-, kısa bir süre sonra Ecevit'in yeniden siyaset sahnesine geldiğini görmüşler, Ecevit'in Başbakanlığı'nda "koâlisyon" hükümetleri kurulunca, başka suikast arayışlarına girmişler, "Cumhuriyet" Gazetesi Yazarı, Profesör Ahmet Taner Kışlalı'ya saldırmışlar, Kışlalı'yı şehit etmişlerdi. Ecevit, ülkeyi şiddetten ve yolsuzluklardan arındırma yönünde hükümet olmuş, uzun bir süre de Başbakanlık yapmıştı.
Uğur Mumcu, bir açıdan 1993'de vefat etmiş bir insandı, ama, başka bir açıdan "hiç ölmedi", yaşadı, hâlâ da yaşıyor. Uğur Mumcu'nun eşi Güldal Mumcu da, Cumhuriyet Halk Partisi'nden, 2007'de İzmir Milletvekili seçildi, 2011 Seçimleri'nde yine CHP İzmir Milletvekili seçildi. Uğur Mumcu, eşi Güldal Mumcu'nun şahsında yaşıyor, Meclis'i yönetiyor, Cumhuriyet Halk Partisi'nde yaşıyor. Uğur Mumcu, "Cumhuriyet" Gazetesi'nde de yaşıyor, "Gözlem" köşesinin yerinde köşe yazıları yazan Mustafa Balbay'ın şahsında yaşıyor, asistanlık yaptığı Ankara Hukuk Fakültesi'nde yaşıyor.
Uğur Mumcu ile çeşitli konferanslarında, toplantılarında rastlaşmış ya da bir araya gelmiş biri olduğum için, Uğur Mumcu'nun yazdıklarının çoğunu yayınlandığı tarihlerde okumuş bir Tarihçi olduğum için, bende de yaşıyor Uğur Mumcu, şiirlerimde yaşıyor, romanlarımda yaşıyor, makalelerimde yaşıyor, hatta belki ben değilim de Uğur Mumcu'dur bende yaşayan. ben belki lise yıllarımda yazılar yazdığım Cağaloğlu'nda bir yerde ya da üniversite yıllarımda yazılar yazdığım Yalova'da, ya da belki Boğaziçi Üniversitesi'nin bahçesinde bir yerde, buharlaşmışımdır, Uğur Mumcu doğmuştur belki bende, benmişim gibi bende yaşamıştır, tarih araştırmaları yapmıştır, tarih kurumlarında çalışmıştır, sinemacılarla, şairlerle, politikacılarla düşüp kalkmıştır, sonra Meclis'te eşi Güldal Mumcu'yu ve CHP'li arkadaşlarını ziyâret etmiştir, sonra belki Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı'na uğramıştır, ben gibi, bendeki yaşayışında, Kırgızistan İsyanı ve Bakiyev Darbesi ardından Kırgızistan'a gitmiştir benmişim gibi, Gürcistan'daki Darbe ardından Tiflis'e gitmiştir benmişim gibi, Uğur Mumcu bende de yaşıyor, benmişim gibi yaşadıklarımı hatırladığımda fark ediyorum ki.
Uğur Mumcu, Türkçe'yi çok seven bir yazardı, Türkçe okumaktan ve yazmaktan da çok hoşlanıyordu. bu açıdan da, benzeriz birbirimize, Türkçe ile bir sorunu olmayan bir yazardır Uğur Mumcu, Türk Dil Kurumu'ndan bahsetmeyi çok severdi belki bu yüzden.
Uğur Mumcu'nun tarihçilik mesleğine de sempatisi olduğunu okurları bilirler, Türk Tarih Kurumu'ndan bahsetmekten de hoşlanırdı Uğur Mumcu. Uğur Mumcu'nun çok arkadaşı vardı, arkadaşları arasında tarihçilerin özel bir yeri vardır.
Uğur Mumcu, 52 yıl yaşadığı dünyada, sanki yüzyıllarca yaşamış gibiydi, Uğur Mumcu, "insanlığın tarihi"ni 52 yılda yeniden yaşamış gibiydi; Uğur Mumcu hakkında 24 Ocak 2012'de bir çok kentte bir çok yurttaş düşüncelerini, hatıralarını anlatacaklar, Uğur Mumcu hakkında konuşmanın "insanlığın tarihi" hakkında konuşmak gibi "sonsuzca" çoğalan bir konuşma olacağını anlayacaklar. Uğur Mumcu, Mustafa Kemal Atatürk'ten bugüne, Türkiye Halkı'nın yetiştirdiği en önemli liderlerden biridir, 20. Yüzyıl'da, İkinci Dünya Savaşı ardından yetişen kuşağın en önemli temsilcisidir. Uğur Mumcu'nun 1962'de yayınladığı ilk yazısı "Türk Sosyalizmi"nden 1993'e kadar yayınladığı yazıları, Uğur Mumcu'nun dünyada da benzeri az bir yazar olduğunu kanıtlar, dünyayı değiştirmiş liderlerden biridir Uğur Mumcu.
SİNAN ÖNER

0 comments:

Blog Archive

About Me

My Photo
Turkey
Historian, Poet, Translator, Novelist, Cinema Writer