Saturday, January 28, 2012

Doktor Kemal Derviş'in "Kriz" Karşılaştırması

Doktor Kemal Derviş, İsviçre'nin Davos kentinde her yıl yapılan Dünya Ekonomik Forumu'nda basına bazı düşüncelerini aktarmış. gazetelerde yayınlanan izlenimlerini okudum Derviş'in. Derviş, Birleşmiş Milletler ve Dünya Bankası'nda çeşitli görevler yapmış bir ekonomist. bir süre de, Ecevit Hükümeti sırasında Ekonomi Bakanı olarak çalışmıştı. Doktor Kemal Derviş, IMF ile "stand by" anlaşmaları yapmış, Dünya Bankası ile de kredi anlaşmaları yapmıştı, Türkiye'ye yeni bir ekonomi programı önermiş ve Meclis'e kabûl ettirmişti.
Doktor Kemal Derviş, hâlâ Amerika'da, CHP Milletvekili olarak dört yıl Meclis'te çalıştıktan sonra Amerika'ya döndü, Amerika Birleşik Devletleri'nde ekonomi alanındaki çalışmalarını sürdürdü. Davos'taki toplantılara Doktor Kemal Derviş'in de katılması olumlu bir katılım. Türkiye ekonomisi ile ilgili bir çok bilgiye sahip bir ekonomist olduğu için, Doktor Kemal Derviş'in bir çok devletten ekonomistlerin arasında yer alması faydalı bir katılım.
Doktor Kemal Derviş, Avrupa'daki "para krizi" ve genelde "ekonomik kriz" ya da "ekonomik sorunlar" hakkında izlenimlerini duyurmuş gazetelerde. Derviş, Avrupa'daki "kriz"in Türkiye'yi de etkilediğini ve etkileyeceğini söylüyor. Türkiye ekonomisi ile dünya ekonomisi ve "spesifik" olarak da Avrupa ekonomisi arasında tarihsel ve yaygın bağımlılıklar veya etkileşimler olduğunu Doktor Kemal Derviş'in de kabûl etmesi önemli bir kavrayış. Türkiye ekonomisi ile başka devletlerin ekonomileri arasında farklar olması ile birbirleri ile ilişkilerinin olmadığı yanılgısı farklı şeylerdir. Türkiye, daha Cumhuriyet ilân edilirken, dünya ekonomisi içinde yer almış bir ekonomi idi. meselâ, Sovyet ekonomisi ile Türkiye ekonomisi birbirlerini sürekli etkilemişlerdir, birbirlerine bağımlı ekonomilerdi. Türkiye ekonomisi ile Avrupa ekonomisi de, birbirine bağımlı ekonomiler olarak geliştiler. İkinci Dünya Savaşı, tüm dünyada bir "savaş ekonomisi" getirdi, Türkiye de savaşa katılmadığı hâlde, "savaş ekonomisi" uygulamıştı. daha sonra da, 1945'den 2000'e, Türkiye ekonomisi ile dünya ekonomisinin farklı koşulları veya devlet ekonomileri birbirlerini etkilediler. Türkiye, Avrupa Ekonomik Topluluğu, sonra Avrupa Topluluğu ve sonunda Avrupa Birliği deneyimlerinde yer aldı.
Doktor Kemal Derviş'in Avrupa ekonomisi ile Türkiye ekonomisi arasındaki bağımlılıkları işâret etmesi, herhâlde ekonomistleri olduğu kadar siyaset, hukuk, eğitim ve başka alanlardaki yöneticilerimizi de ilgilendirir.
SİNAN ÖNER

Hava Ulaşımı ve Hava Taşımacılığı

Türkiye'de, hava ulaşımı ve hava taşımacılığı ile ilgili konular son yıllarda daha çok gündemde, havaalanları ve uçakların sayısı çoğaldıkça, havaalanlarının altyapı koşullarında yenilikler yapıldıkça, hava ulaşımından ve hava taşımacılığından daha çok haberdar oluyoruz.
sivil havacılık da, askerî havacılık da, Türkiye'nin güncel konularıdır.
ama, dünyadaki havacılık koşulları ile karşılaştırınca Türkiye'de havacılık hâlâ "azgelişmiş" bir havacılıktır. meselâ, Amerikan Merkezî Haberalma Teşkilâtı'nın (CIA) verdiği bilgilere göre, Amerika Birleşik Devletleri'nde 15 Bin kadar havaalanı vardır. Türkiye'de ise, dünya standartlarına uygun havaalanı sayısı 99 kadardır -bunların arasında askerî havaalanları ve küçük uçaklar için yapılmış küçük havaalanları vardır. Türkiye, ABD'nin beşte biri kadar yüzölçümüne sahip olduğu hâlde, havaalanı sayısının hâlâ bu kadar az olmasını açıklamak olanaksızdır. herhâlde, bundaki ilk etkenlerden biri, meselâ on yıldır, Türkiye'ye, millete küfredenlerin, havacılığa küfredenlerin, havacılık tarihi ile ilgili çalışan tarihçilere küfredenlerin hükümet etmesidir, bunlar elbette yeni havaalanları yapmak yerine, ilk pilotlarımıza hakaret ediyorlar, Sabiha Gökçen gibi ilk pilotlarımızın manevî şahsiyetlerine saldırmayı seçiyorlar, yazık ki!
gene de, Türk Hava Yolları, başka özel havacılık şirketleri, çabalarını sürdürüyorlar. Türk Hava Yolları Şirketi, geçmiş yıllarda özelleştirilirken kârlı bir şirketti, özellikle de dış hat hava ulaşımında Türk Hava Yolları'nın bir ağırlığı vardır. ama, iç hat hava ulaşımı yeterli değildir, 81 ilimizdeki havaalanı sayısı yeterli değildir, havacılık yatırımları da başka devletlerle karşılaştırıldığında komik denecek niceliktedir.
uçak üretimi yapamayan bir ülkedir Türkiye. uçak mühendisleri, pilotlar, teknisyenler yetiştirmekte bazı çabaları vardır, yeni kuşakların havacılığa daha ilgili ve eğilimli olduğunu fark ediyoruz.
Türkiye'de, kargo uçaklar da yeterli değildir, yük taşımacılığı ya da mal taşımacılığı alanında uçakların kullanılması yeterli değildir, kargo uçak taşımacılığı başka devletlerde çok yaygın bir taşımacılık alanıdır.
askerî havacılık da, bazı adımlar atılmasına rağmen, on yıldır yaşadığımız siyasî sefâlet ve ayıplar nedeniyle sorunlar yaşıyor, havacı subaylarımız, havacı generallerimiz hapishanelerde eziyet görüyorlar, Türkiye'nin Hava Kuvvetleri, siyasî yöneticilerin cehâleti ve kasıtlı saldırıları ile yıpranmıştır. gene de, Türk Hava Kuvvetleri'nin havacılık alanındaki çabalarını yadsımak olanaksızdır. Hava Harp Akademileri de, eğitimlerini sürdürüyorlar. Türk Hava Kuvvetleri, Türkiye'nin savunma ve ulaşım gücünün merkezî önemdeki değerleridir.
Ulaştırma Bakanlığı da, siyasî kusurların dışında, mesaisini daha çok demiryolları ve karayollarına yöneltmiş gibidir, Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları, Karayolları Genel Müdürlüğü gibi eski kurumlar, çalışmalarını sürdürüyorlar. ama, Ulaştırma Bakanlığı'nın daha güçlü ve daha ciddî bir yönetici sınıfa ihtiyaç duyduğu da kabûl edilmektedir.
Havacılık alanı ile ilgili bilgi faâliyetleri de sürüyor, akademik yayınlar, dergiler, havacılığın çeşitli konuları ile ilgili kitaplar yayınlanıyor. havacılık, dünyanın yeni icât ettiği ama kısa sürede büyük atılımlar yaptığı bir ulaşım ve taşıma teknolojisi alanıdır. Atatürk'ün deyişi ile "istikbâl göklerdedir", Atatürk'ün deyişi, tüm dünyada gerçekleşmiş bir öngörüdür, tüm dünyanın uyguladığı bir ilkedir. Türkiye'de ise, bu yönde yapacak çok iş vardır, atılacak çok adım vardır.
SİNAN ÖNER

Sunday, January 15, 2012

Nâzım Hikmet Ran, 110 Yaşında

Şair, Yazar, Romancı, Gazeteci, Çevirmen, Oyun Yazarı, Senarist, Ressam, Siyasetçi Nâzım Hikmet Ran, 110 Yaşında. 1902'de Selânik'te doğan Nâzım Hikmet, 1963'de Moskova'da vefat etmişti. 2012 Yılı, Nâzım Hikmet'in 110. Doğum Yıldönümü.
Nâzım Hikmet Ran, Hikmet Bey ile Celile Hanım'ın evlâdı idi. Nâzım Hikmet'in Dayısı, Atatürk'ün sınıf arkadaşı ve Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucularından Ali Fuat Cebesoy idi. Nâzım Hikmet'in Büyükbabası İsmail Fazıl Paşa da, Atatürk'ün harp okulunda öğretmeni ve aile dostu idi. Nâzım Hikmet'in bir kuzeni Şair Oktay Rıfat idi. Nâzım Hikmet'in gençlik arkadaşları arasında, Vâlâ Nurettin, Şevket Süreyya, Necip Fazıl, Yakup Kadri, Muhsin Ertuğrul, Münir Nurettin Selçuk, Zekeriya Sertel vardı.
Nâzım Hikmet Ran, Osmanlı Bahriye Mektebi'nde okumuştu, ama, Birinci Dünya Savaşı sırasında okulu bırakmak zorunda kalmıştı, daha sonra İstanbul'da şiir yazmaya başladı, Mevlevî ve Bektaşî Tekkeleri'nde dersler aldı, âyinlerde yer aldı, 1917 Sovyet İhtilâli'nden etkilendi, 1919'da başlayan Kurtuluş Savaşı'na katılmak için Ankara'ya doğru harekete geçti, arkadaşı Vâlâ Nurettin ile Kastamonu'da, İnebolu'da kaldı, ama sonra Kafkasya üzerinden Moskova'ya gitmeyi seçtiler, Ankara'da kurulmuş Meclis Hükümeti ile de sürekli haberleşiyordu Nâzım Hikmet, Dayısı Ali Fuat Paşa da Garp Cephesi Komutanlığı yapmıştı.
Nâzım Hikmet Ran, Sovyet Rusya'da beş yıl kadar yaşamıştı, 1920 ile 1925 arasında, Sovyetler Birliği'nin kurucu Başkanı Vladimir Lenin'in vefatının ardından Türkiye'ye gelmeye karar vermişti, eşi Lena ile Kafkasya üzerinde Türkiye'ye geçmek için yaptıkları yolculuk sırasında Lena hastalandı, vefat etti, Nâzım Hikmet Ran, yalnız başına Batum'a, oradan da Hopa'ya geldi. 1925'den 1938'de Atatürk'ün vefatına kadar İstanbul'da yaşamıştı Nâzım Hikmet Ran, bu yıllarda kitapları yayınlandı, "millî şair" olarak kabûl edildi, şiirleri, oyunları, romanları, destanları, makaleleri yayınlandı.
Nâzım Hikmet Ran, 1938'de, "Harp Okulu Davası" ve "Donanma Davası" gibi "siyasî davalar"da yargılandı, Atatürk'ün vefatının ve İkinci Dünya Savaşı'nın hemen öncesindeki dünya koşullarının da etkisi ile, 1938 ile 1950 arasında 12 Yıl hapishanede kaldı. Nâzım Hikmet Ran, 1950'de Demokrat Parti Hükümeti tarafından özel bir yasa ile serbest bırakıldı, kısa bir süre sonra da Türkiye'den önce Romanya'ya, sonra da Sovyetler Birliği'ne gitti, Moskova'da yerleşti, 1963'de vefatına kadar Moskova'da yaşadı. Nâzım Hikmet Ran, 1950 ile 1963 arasında, dünyanın farklı ülkelerine geziler yaptı, uluslararası konferanslarda yer aldı, kitaplarını farklı dillerde yayınladı.
Nâzım Hikmet Ran, Lena, Nüzhet Hanım, Piraye Hanım, Münevver Hanım, Doktor Galina ve Vera Tulyakova ile evlendi, Dayı Kızı Münevver Hanım'dan oğlu Mehmet doğdu, Piraye Hanım'ın oğlu Memet Fuat da Nâzım Hikmet'in üvey oğlu idi.
Nâzım Hikmet Ran, 1919'da Lenin'in kurduğu Komintern'e bağlı idi, 1919 ile 1943 arasında. daha sonra da, dünyadaki sosyalist, sosyal demokrat, liberal, demokrat akımlarla ve hükümetlerle ilişkilerini sürdürdü, Dünya Barış Konseyi'nce Dünya Barış Ödülü'ne lâyık görüldü, Pablo Neruda, Louis Aragon ve Nicolas Guillen ile. Nâzım Hikmet Ran, "Memleketimden İnsan Manzaraları", "Şeyh Bedrettin Destanı", "Benerci Kendini Niçin Öldürdü?", "Ferhat ile Şirin", "Kafatası", "Yolcu", "Ocak", "Yaşamak Güzel Şey Be Kardeşim", "Kan Konuşmaz", "Yeşil Elmalar", "Lale Devri", "Saman Sarısı", "Piraye'ye Mektuplar", "Kemal Tahir'e Mektuplar" gibi eserler yarattı. Türkçe'de, Nâzım Hikmet Ran'ın bütün eserleri, farklı yayınevlerince, çeşitli tarihlerde yayınlanmıştı. Nâzım Hikmet Ran'ı anlatan biyografik eserler de, farklı dillerde yayınlandı, Kemal Sülker'in, Rady Fish'in, Aydın Aydemir'in, Aziz Nesin'in, Memet Fuat'ın, Ekber Babayev'in Nâzım Hikmet Ran'ı anlatan biyografileri yayınlandı.
Nâzım Hikmet Ran, Paris, Budapeşte, Bükreş, Varna, Sofya, Varşova, Prag, Bratislava, Berlin, Leipzig, Taşkent, Leningrad, Gorki, Bakû, Kahire, Havana, Tanganika, Batum gibi kentlere geziler yaptı, gezip kaldığı kentlerde şiirler yazdı.
Nâzım Hikmet Ran, Küba Devrimi'nin hemen ardından Küba'yı, Başkan Fidel Castro'yu ziyâret etmişti, Nâzım Hikmet Ran'ın vefat etmeden önceki son uzun yolculuğu Küba'ya yaptığı yolculuk idi.
Nâzım Hikmet Ran, şiir, tiyatro, sinema, öykü, masal, roman, gazetecilik, destan, resim gibi farklı sanat türlerinde eserler yaratmış bir insandı. Nâzım Hikmet Ran'ın Türkçe'de ve Türk Şiiri'nde yaptığı yenilikler, günümüze kadar etkileyici olmuştur.
Nâzım Hikmet Ran'ın öğrencileri arasında, Orhan Kemal, Kemal Tahir, Yaşar Kemal Göğceli, Aziz Nesin, Sabahattin Âli, Orhan Veli Kanık, Semiha Berksoy, Ahmed Arif, Enver Gökçe, Arif Damar, Yevgeni Yevtushenko, Abidin Dino, Oktay Fırat, Melih Cevdet Anday gibi usta yazarlar, şairler, ressamlar, oyuncular vardır.
Nâzım Hikmet Ran, 110 Yaşında, Türkiye de, Rusya da, Nâzım Hikmet Ran'ın 110. Yaş'ını kutluyor.
SİNAN ÖNER

About Me

My photo
Mersin, Türkiye
Historian, Poet, Translator, Novelist, Cinema Writer