Thursday, July 15, 2010

Fransız Devrimi'ni Kutlarken!

14 Temmuz, Fransız Devrimi'nin Yıldönümü, Fransa'nın Ulusal Bayramı!
1789 Fransız Devrimi, tüm dünya'ya liderlik yapmış bir Devrim'dir, dünya, 1789 Fransız Devrimi ile büyük siyasî, sosyal, ekonomik, kültürel devrimler yaşadı, Fransa'da Cumhuriyet ilân edilirken, 19. Yüzyıl'daki devrimlerin, 20. Yüzyıl'daki devrimlerin temelleri atıldı. Türkiye'de, 1923'de, Fransız Devrimi gibi bir devrim yaşamıştı, Atatürk, Cumhuriyet'i ilân ederken Fransız Devrimi'nin derslerini Türkiye Halkı'na anlatmıştı.
1789 Fransız Devrimi Tarihi ile ilgili Türkçe'de bir çok kitap yayınlandı, daha Atatürk'ün Cumhurbaşkanlığı sırasında Fransız Devrimi Tarihi kitapları yayınlamak yaygın bir yayın politikası idi, sonra da, Türkçe, Fransız Devrimi Tarihi ile ilgili kitaplar yayınlanan başlıca dillerden biri idi.
Profesör Murat Sarıca'nın "100 Soru'da Fransız İhtilâli Tarihi", Profesör Server Tanilli'nin "Dünya'yı Değiştiren 10 Yıl", "Fransız Devrimi'nden Portreler", Atatürk'ün Doktor Sadi Borak'ın yayınladığı "Fransız İhtilâli Konferansı", Fransız Devrimi ile ilgili yararlı bilgiler getirmektedir.
1789 Fransız Devrimi ile ilgili, Victor Hugo'nun "1793 Devrimi" romanı, Türkçe'de yayınlanmış iyi kitaplardan biridir. İngiliz Tarihçi Eric Hobsbawm'ın "Devrim Çağı, 1789-1848" kitabı da, 1789 Fransız Devrimi Tarihi ile ilgili Türkçe'de yayınlanmış yararlı kitaplardan biridir.
1789 Fransız Devrimi Tarihi ile ilgili sinema filmleri, tiyatro oyunları da Türkiye'de gösterildi, sahnelendi.
Andrej Wajda'nın "Danton" filmi, Türkiye'de gösterilmiş bir Polonya filmidir, 1789 Fransız Devrimi liderlerinden Danton'un hayatını anlatan bir filmdir.
14 Temmuz Fransız Ulusal Bayramı'nı kutlarım.
SİNAN ÖNER

Sunday, June 6, 2010

1. Japonya Çalışmaları Konferansı

2010 Japonya Yılı nedeniyle, Boğaziçi Üniversitesi Rektörlük Salonu'nda, 1. Japonya Çalışmaları Konferansı toplandı, Konferans'daki üçüncü gün oturumları bugün de sürüyor. 4 Haziran 2010 Cuma, Konferans'daki ilk gün oturumlarında, Japonya Büyükelçisi Tanaka, Japonya Başkonsolosu Hayashi, Boğaziçi Üniversitesi Rektörü Profesör Kadri Özçaldıran, Japonya Araştırmaları Derneği Başkanı Profesör Tarihçi Selçuk Esenbel, Japonya Eski Büyükelçisi Solmaz Ünaydın açılış konuşmaları yaptılar. daha sonra da, ilk oturumlar yapıldı.
Türkiye'deki Japonya Çalışmaları'nın bir "envanter"i hazırlanmış oldu, 1. Japonya Çalışmaları Konferansı'nda, ekonomi, kültür, siyaset, askerî konular, edebî incelemeler, Türkiye ile Japonya arasındaki ilişkilerin tarihi açısından ele alındı, incelendi.
5 Haziran 2010'daki ikinci gün oturumlarında, Profesör Zafer Toprak, Doçent Ayşe Nur Tekmen, Doçent Oğuz Baykara, öteki tebliğ sahipleri yer aldılar.
Japonya Tarihi'nin farklı özellikleri, Konferans'ta incelendi.
Meiji Reformları, Japonya'nın İkinci Dünya Savaşı'ndaki durumu, Japonya'daki Batılılaşma Hareketleri, Japonya'nın eğitim alanındaki reformları, Japon siyasî rejimi'nin çeşitli açılardan nitelikleri, 1. Japonya Çalışmaları Konferansı'nda incelendi, tebliğ sahiplerinin hazırladıkları tebliğler ile sorular, soruların yanıtları, bu konulardaki bilgi edinimi sorunlarının aşılmasına yardımcı oldu.
1. Japonya Çalışmaları Konferansı'nda, Japonya ile ilgili Türkçe'de yayınlanmış kitaplar da sergilendi.
1. Japonya Çalışmaları Konferansı, Boğaziçi Üniversitesi'nin, Ankara Üniversitesi'nin Japonya ile ilgili akademik faâliyetlerinin de bir anlatımı oldu.
Japonya Araştırmaları Derneği de, 1. Japonya Çalışmaları Konferansı'nda "Onur Ödülleri" dağıttı.
Enka Başkanı Şarık Tara, "Japon Kültürü" yazarı Profesör Bozkurt Güvenç, Japonca uzmanı öğretim üyesi Mariko Erdoğan, Japonya Eski Büyükelçisi Solmaz Ünaydın, Japonya Araştırmaları Derneği'nce "Onur Ödülü"ne lâyık görüldüler, ödüller, 1. Japonya Çalışmaları Konferansı'nın açılışı sırasında dağıtıldı.
Boğaziçi Üniversitesi Rektörlük Konferans Salonu da, bir kez daha tarihsel bir toplantı'ya dekor oldu. 1. Japonya Çalışmaları Konferansı'nda, 25 kadar tebliğci akademisyen yer aldı.
1. Japonya Çalışmaları Konferansı'nı kutlarım.
SİNAN ÖNER

Saturday, April 24, 2010

23 Nisan Çocuk Bayramı!

23 Nisan 1920'de Türkiye Büyük Millet Meclisi, Ankara'da ilân edildi, Meclis Başkanlığı'na Mustafa Kemal Paşa seçildi, Meclis, Millî Kurtuluş Savaşı'a liderlik yaptı, bir Meclis Hükümeti ilân edildi.
Türkiye Cumhuriyeti, 29 Ekim 1923'de, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde, Mustafa Kemal Paşa tarafından ilân edildi.
daha sonra, 23 Nisan Tarihi, 23 Nisan Çocuk Bayramı olarak kabûl edildi.
aynı zamanda, 23 Nisan, "Millî Hâkimiyet Bayramı"dır, "Hâkimiyet, Kayıtsız Şartsız Millet'indir" diyen Atatürk'ün "Cumhuriyetçilik", "Milliyetçilik", "Halkçılık" gibi ilkelerinin kutlandığı bir bayram'dır.
23 Nisan Çocuk Bayramı, tüm Türkiye'de kutlandığı gibi, farklı ülkelerde kutlanıyor, Atatürk Devrimleri'nin çocuklara lâyık bir ülke yarattığı hatırlanıyor.
bugünkü çocuklar da, Atatürk'ün, büyükbabalarının, büyükannelerinin kutladığı 23 Nisan'ı kutlarken, yeni düşünceler, yeni hisler yaşıyorlar.
23 Nisan Çocuk Bayramı'nı kutlarım.
Nâzım Hikmet Ran'ın yazdığı gibi, "dünya'yı verelim çocuklara!", "çocuklar öldürülmesin, şeker de yiyebilsinler".
SİNAN ÖNER

Wednesday, April 21, 2010

Anıtkabir Defteri'nde Tarih'i Yeniden Keşfetmek

Anıtkabir'e son yıllarda daha çok gidiyorum, ziyâretlerimde Anıtkabir Müzesi'ni de geziyorum, İsmet İnönü'nün, Atatürk'ün hatıralarını yeniden öğreniyorum, izliyorum, fark ediyorum.
Anıtkabir'in Türk Silâhlı Kuvvetleri'nin resmî internet web sayfalarındaki yeri de az değil, her gün Anıtkabir'e gelen ziyâretçilerin sayısı da, http://www.tsk.tr/ adresinde ilân ediliyor.
Anıtkabir, Cumhurbaşkanı Celâl Bayar tarafından açılmıştı, Atatürk, Etnoğrafya Müzesi'nden Anıtkabir'e, törenlerle taşınmıştı.
Anıtkabir'deki tarihsel kayıtlar arasında, akrabalarımıza da rastlıyorum!
Anıtkabir Müzesi'nde, Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisi Üyeleri arasında, Çankırı Mebûsu Hacı Tevfik Durlanık Bey de var, Hacı Tevfik Durlanık, teyzem Nezahat Sandal'ın Damadı Cumhuriyet Savcısı Ünsal Durlanık'ın Dedesi'dir, Anıtkabir Ziyâretlerimde, Hacı Tevfik Durlanık'ı da ziyâret etmiş oluyorum. Anıtkabir Müzesi'nde, başka akrabalara da rastlıyorum ki, zaten, Dedem Abdülkadir Öner'in ailesi de Malatyalı'dır, İsmet İnönü gibi. ailemizde, Selânik göçmenleri de var, Atatürk gibi, akrabalıklarımızı saptadıklarımız var, saptamadıklarımız var.
Anıtkabir'i ziyâret eden yurttaşlarımızın sayısı hiç de az değil!
Türk Silâhlı Kuvvetleri'ni, Genelkurmay Başkanlığı'nı, Anıtkabir Komutanlığı'nı kutlarım, Anıtkabir'e yaptıkları hizmetlerin anlamları tarih geçtikçe daha iyi kavranacak!
Anıtkabir'le ilgili bir konu'yu daha yazmak istiyorum.
Kırgızistan'da, Frunze'de, Manas Üniversitesi'nde kaldığım süre içinde -Manas Üniversitesi Fahri Rektörü Dokuzuncu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'dir!-, Manas Üniversitesi Kütüphanesi'nde binlerce sayfa kitap okumuştum. Anıtkabir Defteri, okuduğum kitaplar arasında çok farklı bir anlama sahip, 16 Ciltlik Anıtkabir Defteri'nde, Anıtkabir'in kuruluşundan itibâren ziyâretçilerin, başka devletlerin yöneticilerinin, sosyal kurumların yöneticilerinin, devlet adamlarının kayıtları yer alıyor, Anıtkabir Şeref Defteri'nin, bir Tarihçi açısından çok kıymetli sayfaları, Anıtkabir Defteri'nde yayınlanmış.
Anıtkabir Defteri'nin 16 Cildi'ni de inceledim.
Türkiye'ye yeniden geldiğimde, Anıtkabir Ziyâretlerim çoğaldı, Ankara'ya her ziyâretimde Anıtkabir'e gittim, Anıtkabir Defteri kitabındaki belgeleri hatırladım, yeni bilgiler de öğrendim.
Anıtkabir'i, Cumhurbaşkanı Celâl Bayar'ın açtığı yıl'dan bugüne, koruyan, savunan, temizleyen, saygın bir Mozole olarak tüm dünya'nın ziyâretleri'ne açık tutan devlet adamlarımızı, Genelkurmay Başkanlığı'nın kıymetli subaylarını, General'lerini, erlerini, Anıtkabir'i ziyâret eden başka devletlerin kıymetli yöneticilerini saygı ile anıyorum.
Anıtkabir'in, Atatürk'ün, İsmet İnönü'nün "sonsuz uyku"yu uyudukları bir yer olduğu gibi, tarihimizin korunduğu, saklandığı, kayıtlandığı bir Müze olması, Türkiye Cumhuriyeti'nin, Türkiye Halkı'nın özsaygısı açısından da gerçek bir kanıttır.
SİNAN ÖNER

Monday, March 29, 2010

Alman Tarihi Notları (4)

Alman Tarihi, 1848'deki İşçi Devrimleri ile, yeni bir çağ yaşıyor idi.
"kapitalist bir Almanya", Prusya Devleti'nin sınırları içinde doğmuş idi, "kolonicilik" hareketleri ile de, Alman Kapitalizmi, dünya coğrafyası'na yayılmıştı, yayılıyor idi.
bu sırada, Karl Marx'ın, Friedrich Engels'in, August Bebel'in liderlik yaptıkları Alman Sosyal Demokrat İşçi Hareketi, 1848 İşçi Devrimleri'nin getirdiği yeni koşulları inceledi, kavradı, yeniliklerden dersler aldı.
1. İşçi Enternasyonali Derneği, Karl Marx'ın Başkanlığı'nda, Alman İşçileri'nin liderliğinde teşkilâtlanmıştı.
Almanya, geç kalmış bir Sanayileşme ile, hâlâ Köy Kapitalizmi yaşayan bir Halk ile, Prusya Devleti'nin yıkılışını önleyemedi. yeni Alman Devleti'nin teşkilâtlanması da, uzun bir süre'de mümkün olmuştur.
1923 ile 1945 arasında Nazizm Felâketi, Alman Halkı'nın yaşadığı korkunç bir dram idi. ama, Alman Halkı'nın yaşadıklarını, dünya halkları da yaşamak zorunda kalmıştı. Alman Kapitalizmi'nin yaşadığı büyük krizleri, dünya kapitalizmi de yaşamıştı, öteki kapitalist devletler de. Sovyet Lider Vladimir Lenin'in yazdığı gibi, "emperyalist kapitalizm", "saldırgan"dı, "çürümüş" idi, "şiddet"e koşullanmış idi, Atatürk'ün yazdığı gibi "dünya halkları'nı mahvetmek" gibi korkunç bir niteliğe koşullanmış idi.
Alman Halkı'nın 2. Dünya Savaşı'nın ardından yeni Alman Toplumu'nu, yeni Alman Devleti'ni, Federal Almanya ile Demokratik Almanya'yı yaratması ile, dünya halkları da büyük bir kriz'den kurtulduğu gibi, Birleşmiş Milletler'de siyasî bir uzlaşma'yı gerçekleştirdi.
SİNAN ÖNER

Alman Tarihi Notları (3)

Alman Tarihi, bir açıdan da, Alman Köylüleri'nin Tarihi'dir.
Alman Köylüleri, yüzyıllarca, "Germen Köleciliği" ile, daha sonra da, "Germen Feodalizmi" ile koşullandı, ancak 19. Yüzyıl'daki "kolonicilik" hareketleri ile "kapitalist bir Almanya"nın doğması ile "Germen Feodalizm"inin güç koşullarından uzaklaştı.
ama, Alman Köylüleri, hiç bir zaman, "Germen Feodalizmi"ne tümüyle teslim olmadılar. yüzyıllarca, Alman Köylüleri ile Alman Prensleri arasında, Alman Köylüleri ile Alman Toprak Sahipleri arasında, Alman Köylüleri ile Alman Kilisesi arasında sorunlar yaşandı, çatışmalar, siyasî, ekonomik, askerî kavgalar yaşandı.
gerçek anlamda bir "Alman Uzlaşması", Alman Köylüleri açısından, ancak, 20. Yüzyıl'da, 2. Dünya Savaşı'nın ardından, Alman Hristiyan Demokratları, Alman Sosyal Demokratları, Alman Komünistleri arasında gerçekleşmiş idi, hâlâ da, Alman Köylüleri, 2. Dünya Savaşı sonrasında gerçekleşmiş "Alman Uzlaşması"nı koruyorlar, savunuyorlar, yenileme yönünde liderlik yapıyorlar.
Alman Köylüleri'nin Tarihi, Hegel'in, Karl Marx'ın, Friedrich Engels'in, August Bebel'in, Bertolt Brecht'in, Thomas Mann'ın, Ernst Bloch'un yazdıklarında okuduğumuz özellikleri ile de ilginç bir Tarih.
SİNAN ÖNER

Alman Tarihi Notları (2)

Alman Hristiyanlığı, tarihsel özellikleri ile Hristiyanlığın Genel Tarihi'nde çeşitli devrimler yapmış bir Hristiyanlık.
15., 16. Yüzyıl'larda, Alman Kilisesi'nde bir Reform Dönemi yaşanmıştı.
Rönesans'ın da etkileri ile, Alman Kilisesi, özellikle de Alman Köy Kiliseleri, Vatikan'ın genel siyaseti'nden farklı bir İncil Tartışması getirdi, Alman sosyal sistemi ile Alman Hristiyanlığı'nın çatışmaları, nihâyet, Martin Luther'in Reformcu liderliğine neden olmuştur.
yine, Thomas Munster'in Köylü Hristiyanlığı Hareketi de, Alman Kilisesi Tarihi'nde büyük bir yenilenme yaratmıştı.
İncil, yaşıyor idi, Hazretî İsâ, Almanya'da idi, Reform, Hazretî İsâ'nın İncil'deki önerilerini gündeme getirdiği gibi, Alman toplumu da, Hazretî İsâ'ya, Martin Luther'in, Thomas Munster'in liderliğinde yeniden yönelmekteydi.
Vatikan'ın "engizisyon" tehditleri, "despotik Hristiyan" metodları, Almanya'da iflâs etmiş idi. Martin Luther, Kilise içinde yeni tezlerini kabûl ettirdi, yasalaştırdı, Alman Halkı ile Vatikan'ın daha fazla çatışmasını önledi.
Alman Tarihi'nde Alman Kilisesi'nin yaşadığı deneyimlerin bir bölümü, Vatikan ile Alman Kilisesi'nin birbiri ile yaşadığı farkların, çatışmaların tarihi idi.
SİNAN ÖNER

Alman Tarihi Notları (1)

Alman Tarihi, farklı sosyal, siyasî, ekonomik, kültürel, hukuksal, dinsel, teknik özellikler içerir.
Alman Tarihi, yalnızca coğrafî açıdan sınırlı Almanya Tarihi değildir, Almanlar'ın dünya coğrafyası'ndaki tarihi'dir.
Alman Tarihi'nin, elbette, Roma Tarihi ile, Slav Tarihi ile, Arap Tarihi ile, Çin Tarihi ile, Türk Tarihi ile, öteki halkların tarihleri ile bağları vardır, ilişkileri vardır.
Alman Tarihi'nin Almanca Dili'nin doğuşu, gelişmesi, yayılması tarihi olduğu da bir vak'ıa.
Alman Tarihi, Germen Kabileleri'nin Tarihi olduğu gibi, Alman Kilisesi'nin Tarihi'dir.
Alman Tarihi ile, Alman Halkı'nın bugünkü yaşayış biçimleri'ne kadar büyük bir süre'de yaşadıklarını kastederiz.
Alman Tarihi, Avrupa Kıtası'nda birikmiş Alman Nüfûsu'nun getirdiği Alman Devleti ile, Asya'daki, Afrika'daki, Amerika'daki Almanlar'ın Tarihi'dir.
Alman Tarihi, Hegel'in yazdığı gibi Dünya Tarihi içinde bir Tarih alanıdır, Friedrich Nietsche'nin, Karl Marx'ın yazdığı gibi, Alman Tarihi, Dünya Tarihi'ne bağlandığı ölçüde ilginç bir tarihsel süre'dir. Alman Halkı da, cehâlet'ten, sefâlet'ten, tembellik'ten uzak yaşadığı ölçüde Alman Halkı olarak tarih yaratmış bir halk.
SİNAN ÖNER

Friday, March 19, 2010

Bir Tarih Romanı: "Anadolu'da Kızılca Halvet"

Askerî Öner, iyi bir Yazar!
Türk Romanı'na, geçen yıllarda kıymetli bir katkı yaptı, "Anadolu'da Kızılca Halvet" romanı'nı yayınladı, 535 sayfa, bir Tarih Romanı!
"Anadolu'da Kızılca Halvet", Askerî Öner'in gençlik yıllarından beri incelediği tarihsel bir sürecin, tarihsel bir alanın anlatımı, 13. Yüzyıl Anadolu'sunda geçen, Bizanslılar, Selçuklular, Anadolu Türk Beylikleri gibi devletleşmelerin yaşandığı, Ortodoks Mezheplerin, Bektâşîliğin, Babaîliğin meydana geldiği, ayaklanmaların, savaşların, çeşitli siyasî oyunların yaşandığı 13. Yüzyıl'ın bir anlatımı.
Askerî Öner, daha önce, 1988'de, "Hayat Kurulurken" senaryosu ile, Yunus Nadi Senaryo Ödülü Üçüncülük Ödülü kazanmıştı.
"Anadolu'da Kızılca Halvet" de, Askerî Öner'in yazarlıktaki ustalığının bir kanıtı, Türkçe bilgisinin, roman sanatı'na saygısının, tarihçi hassasiyetlerinin bir kanıtı olarak, Berfin Yayınları tarafından yayınlandı.
Askerî Öner, bugünkü dünya sorunlarına da hassas bir adam!
Irak Krizi sırasında, Askerî Öner'in konuğu idim, Irak Krizi'ni ayrıntıları ile tartışmıştık, yıllar önce, DSP Milletvekili, Dışişleri Bakanı İsmail Cem'in "medeniyetler buluşması" toplantısını da hatırlayıp, Ortadoğu'da, Güneydoğu Asya'da, farklı "medeniyetler"in birbirleri ile nasıl bir tarih yaşadıklarını sormuştuk! Askerî Öner, iyi bir Tarihçi olarak, Profesör Bernard Lewis'in, Profesör Samuel Huntington'un, Profesör Fernand Braudel'in, Profesör Fuat Köprülü'nün iyi bir okuru olarak, bana düşüncelerini, teşhislerini, saptamalarını anlatmıştı. "Anadolu'da Kızılca Halvet"in ilk bölümlerini bana okutmuş, izlenimlerimi almıştı.
Askerî Öner, İslâm Tarihi alanındaki okumaları ile de, tarihçiliğini, romancı hassasiyetlerini güçlendirmiş bir Yazar. Askerî Öner, Muhyiddin Arabî, Mevlâna, İbni Haldun, Hacı Bektaş-ı Velî gibi İslâm bilginlerinin yazdıklarını incelediği gibi, Selçuklu Devletleri Tarihi'ni, Bizans Devleti Tarihi'ni, Osmanlı Devleti Tarihi'ni de, farklı Tarihçiler'in eserlerinden okumuş bir adam, bir Yazar!
Askerî Öner, bugünkü dünya'yı, siyasî açıdan da, ekonomik, kültürel, hukuksal açılardan eleştirmeyi bir ödev kabûl eden bir Yazar. Askerî Öner'in iktisât alanındaki uzmanlığı, bir çok tarih konularını incelerken, daha farklı düşünce açıları getirmesini mümkün kılıyor. "Anadolu'da Kızılca Halvet"i yazarken, Askerî Öner, edebî sanatları da incelediğini biliyorum. Askerî Öner, farklı bilim alanlarından, farklı sanat alanlarından yararlanmayı bir yazarlık ödevi olarak kabûl eden bir Yazar.
"Anadolu'da Kızılca Halvet"in bir özelliği, tarihsel karakterleri roman sanatı'nın getirdiği nitelikler ile somutlaştırması.
Askerî Öner, 13. Yüzyıl'ın tarihsel karakterlerine ilgisini gizlemiyor, Alâddin Keykubat, Dandolo, Baba İlyas, Baba İshak, 3. Innocentius gibi büyük karakterlere olduğu gibi, farklı coğrafî alanlardaki tarihsel karakterlere de hassas bir Tarihçi.
"Anadolu'da Kızılca Halvet", Askerî Öner'in yayınlanmış ilk romanı, ama, bu alanda, Türkçe'de yayınlanmış az sayıdaki tarih romanı arasında, saygın bir roman.
Askerî Öner'i, "Anadolu'da Kızılca Halvet" romanı ile Türk Romanı'na büyük bir katkı yaptı, Askerî Öner'i kutlarım, "Anadolu'da Kızılca Halvet"in farklı ülkelerde yayınlanmasını dilerim, özellikle, İran, Yunanistan, Suriye, Romanya, Bulgaristan, Lübnan, Rusya gibi ülkelerde, "Anadolu'da Kızılca Halvet" yayınlanmalı, okunmalıdır, kıymetli bir kaynak kitap olarak tarihçilerin meraklarını gidermelidir.
SİNAN ÖNER

Tuesday, March 16, 2010

Perestroika, Glasnost, Sovyetler Birliği

Başkan Mikhail Gorbachev'in Perestroika ile ilgili bir makalesi New York Times'ta yayınlandı.
Başkan Mikhail Gorbachev, Perestroika reformlarından bugüne Rusya'nın yaşadığı tarih'i de makalesinde anlatmış, bugünkü Rusya'nın sosyal, ekonomik, siyasî özelliklerini de yazmış, Başkan Mikhail Gorbachev.
Perestroika, daha sonra Glasnost reformları, Sovyetler Birliği Komünist Partisi'nde tartışıldıktan sonra kabûl edilmiş, tüm dünya'da Perestroika, Glasnost politikaları ile ilgili kitaplar, makaleler, belgeler yayınlanmıştı.
Türkçe'ye, Başkan Mikhail Gorbachev'in makaleleri çevrilmiş, yayınlanmıştı, Yakovlev, Krasin, Gaidar, Yeltsin, Primakov gibi liderlerin yazdıkları da yayınlanmış, farklı siyasî çevrelerde, üniversitelerde, Perestroika, Glasnost reformları tartışılmıştı.
ben de, Perestroika, Glasnost ile ilgili yayınları, ilk yayınlandıkları sırada okumuştum, konu ile ilgili denemeler, notlar da yazmıştım.
Perestroika reformları, Sovyetler Birliği'nde, Başkan Mikhail Gorbachev'in Başkanlık yıllarında liderliğini yaptığı sosyal, ekonomik, siyasî, kültürel reformlardır.
sanayi, tarım, ticâret, bilim, sanatlar, siyasî kurumlar, Perestroika reformlarının uygulandığı ya da uygulanmasının amaçlandığı alanlardı.
"devlet mülkiyeti"nin hâkim olduğu üretim tarzı'ndan "çok mülkiyetli" bir üretim tarzı'na geçmeyi amaçlayan Perestroika reformları, Çin'deki Başkan Deng Shiao Ping reformları'na benzemekteydi. "işçi sovyetleri" ya da işçi sınıfı dışındaki sosyal sınıfların ekonomik, sosyal, siyasî, kültürel amaçlarını da Sovyetler Birliği Komünist Partisi'nin gerçekleştirmesi gerektiğini öne süren Perestroika reformları, Sovyet "sosyal sözleşme"sini yenileme ihtiyâcının bir sonucu olarak gündeme alınmıştı.
siyasî alanda, "tek partili Anayasal demokrasi"den "çok partili Anayasal demokrasi"ye geçmeyi amaçlamaktaydı, Perestroika, Glasnost reformları.
Başkan Mikhail Gorbachev, Perestroika, Glasnost reformları ile dünya siyaseti'ni de, dünya ekonomisi'ni de değiştirmiş bir lider.
Perestroika reformları, sosyalist devletlerin çoğunda uygulanmıştı, Glasnost reformları da, sosyalist devletlerin çoğunda uygulandığı gibi, NATO üyesi kapitalist devletler de Glasnost reformlarını uygulamak zorunda kalmıştı.
"soğuk savaş"ın sona ermesi, ancak, Başkan Mikhail Gorbachev'in liderliğinde, Perestroika, Glasnost reformlarının uygulanması ile mümkün olmuştur.
Türkiye açısından da, Perestroika, Glasnost reformları, ya tartışılmış, siyasî kültürü değiştirmiş, ya da uygulanmıştı.
NATO üyesi bir devlet olmasına rağmen, Türkiye, Başkan Mikhail Gorbachev'in reformları ile, Atatürk'ün yaptığı reformları da yeniden tartışmış, yeni reformlar yapmak zorunda kalmıştı.
"komünizm yasağı" veyâ "komünist parti yasağı" da, Türkiye'de, 1987'den itibâren, Sovyetler Birliği Başkanı Mikhail Gorbachev'in Perestroika, Glasnost reformları sırasında kaldırılmış, Türkiye Birleşik Komünist Partisi, ilk yasal komünist parti olarak teşkilâtlanmış, kongre toplamıştı.
Türkiye'de, Perestroika, Glasnost reformları daha çok siyaset, hukuk, kültür alanlarında hissedildi, DYP Lideri Süleyman Demirel'in yeniden siyaset yapmasında, Başbakan seçilmesinde, DSP Lideri Bülent Ecevit'in yeniden siyaset yapmasında, Başbakan seçilmesinde, Türk Ceza Kanunu'nun 141., 142., 163. Maddeleri'nin değiştirilmesinde, Perestroika, Glasnost reformlarının dünya'da yarattığı sonuçlar etkili olmuştur.
Başkan Mikhail Gorbachev'in Perestroika, Glasnost reformları ile ilgili makaleler yazması, bir çok açıdan yararlıdır; farklı ülkelerde bu konuda, nasıl bir tarih yaşandı, mutlaka siyasetçiler, tarihçiler, yazmalıdırlar, yazdıklarını yayınlamalıdırlar.
yıllar sonra, Perestroika'yı, Glasnost'u okurlarına anlatan Başkan Mikhail Gorbachev'i, reformcu Sovyet liderleri kutlarım, Sovyetler Birliği yurttaşlarını reformcu özelliklerinden dolayı kutlarım.
SİNAN ÖNER

About Me

My photo
Mersin, Türkiye
Historian, Poet, Translator, Novelist, Cinema Writer