Friday, September 17, 2010

Papa 16. Benedictus, İngiltere'de

PPapa 16. Benedictus, İngiltere'yi ziyâret ediyor.
Papa, İngiltere'de Kraliçe Elizabeth ile, Prens Philippe tarafından ağırlanıyor.
ilk demeçler, ilk görüşmeler iyi geçmiş, CNN'de, BBC'de izlediğim haberler böyle.
Papa 16. Benedictus'un İngiltere Gezisi yeni başladığı için, bir yorum yapmak istemem, gezi devâm ediyor.
ama, Hristiyanlık açısından ilginç bir gezi.
Hristiyanlık, tarihsel bir "mezhepleşme" ile, tüm dünya'da farklılıklar yaşadı, elbette ayrıntıları incelediğimizde, "yüzeysel" bilgilerin ötesinde farkına varışlar yaşarız. "mezhepleşme"de bir neden de, "bilgilenme"de yaşanan farklardır. İngiltere'de Hristiyanlığın yaşadığı tarih de, "mezhepleşme tarihi" oldu, hâlâ da, bu farkların yarattığı koşullarda yaşayan bir Hristiyanlık var.
Papa 16. Benedictus'un İngiltere'yi ziyâreti, Hristiyanlık Tarihi'ni yeniden düşünmek için iyi bir olanak.
SİNAN ÖNER

Monday, September 13, 2010

Yeni Dalga'da bir Vefât Daha!

Fransız Yeni Dalga Sineması'nda bir vefât daha: Claude Chabrol vefât etti.
geçen yıl da, Eric Rohmer vefât etmişti.
Claude Chabrol'ün filmlerinin çoğu Türkiye'de gösterildi, Sinematek yıllarında, daha sonra Sinema Günleri'nde, Film Festivalleri'nde, Claude Chabrol filmlerinin özel bir yeri vardı.
Claude Chabrol'ün "Seremoni" filmi de, 1995'de, Türkiye'de aylarca gösterilmişti, son büyük filmlerinden biri olarak. Claude Chabrol, film yapmaktan hiç vazgeçmedi, yaşlılık yıllarında da filmler yaptı, bu açıdan Atıf Yılmaz Batıbeki'ye benzeyen bir Yönetmen. Atıf Yılmaz da, son yıllarına kadar filmler yapmıştı.
Claude Chabrol Sineması nasıl bir sinema idi?
elbette, şimdi, bir çok insan, gazetelerde Claude Chabrol'ün vefâtını öğrenince, bu soruyu sorar.
Claude Chabrol, gençlik yıllarında, Alain Resnais, Jean Luc Godard, Francois Truffaut, Louis Malle gibi genç yönetmenlerle Yeni Dalga Sineması'nı kurmuştur, sinema sanatı'na yenilikler getirmişler, Fransız Yazar Andre Bazin'in, Jean Renoir'in, Charles Chaplin'in, Sergei Eisenstein'ın da etkileri ile, sinema sanatı ile sosyal gerçekliği, sinema sanatı ile doğal gerçekliği birbirine bağlamışlardır.
Claude Chabrol, Yeni Dalga'nın saygın bir lideri idi, ölürken de, Claude Chabrol'ü kimse eleştirmiyor, kimse 80 yıllık hayatına yönelik bir çelişki yaşamıyor, herkes, Claude Chabrol'ün büyük bir insan olduğuna, temiz bir insan olduğuna, eserlerindeki dürüstlüğe emin, herkes, Claude Chabrol'e saygı gösterisi yapmak için giyiniyor, kuşanıyor. Claude Chabrol'ün sinema sanatı'ndaki deneyimleri, ustalığı, dinamizmi, dünya sineması ile kurduğu bağ, Fransız Kültürü'ne genel olarak bağlılığı, hepsi, şimdi, Claude Chabrol'ün cenâze törenlerinde yeniden hatırlanacak, kutlanacak, yeniden gösterilecek.
SİNAN ÖNER

Saturday, September 4, 2010

Profesör Hawking'in Yeni Kitabı'nda Bir "Tez"!

Profesör Stephen Hawking, yeni kitabı "Büyük Tasarım"da, bir "tez" yayınlamış, "dünya'yı Tanrı yaratmadı" diyor, Profesör Stephen Hawking.
İngiliz din adamları da, Hawking'in "tez"i ile ilgili tartışmışlar, "kanıt"larını ele almışlar.
Profesör Stephen Hawking'in "Zamanın Kısa Tarihi" kitabını yıllar önce okumuştum, yine, dünya'nın nasıl meydana geldiğini, nasıl doğduğunu anlatmıştı Stephen Hawking, "bing bang ihtimâli"ni tartışmıştı kitapta.
şimdi, yıllar sonra, Profesör Stephen Hawking, Tanrı ile dünya arasında, bir "yaratma" ya da "yaratılma" ilişkisi olmadığını "tez"leştiriyor.
"Tanrı, yoktur" demiyor Profesör Stephen Hawking, "dünya'yı Tanrı yaratmadı" diyor.
daha önce, Albert Einstein, "Tanrı, zar atmaz!" derken, dünya'nın da içinde olduğu gezegenler sistemi'nde, ya da "kozmos"da, bir "rastlantı" olmadığını, Tanrı'nın "fiziksel koşulların esiri" olmadığını yazmıştı.
ama, "Tanrı, yoktur" diyen fizikçiler de vardır geçmişte. "Tanrı, yoktur, dünya, maddelerin değişmesinin bir eseridir" diyorlardı, fizikçiler.
Profesör Stephen Hawking, daha "yeni" bir "tez" yayınlamış, "Tanrı, vardır", ama, "dünya'yı yaratmış değildir."
SİNAN ÖNER

Saturday, August 28, 2010

Büyükelçi Solmaz Ünaydın'ın Vefâtı

Türkiye'nin Tokyo Büyükelçiliğini yapmıştı, Büyükelçi Solmaz Ünaydın, Emekli Büyükelçi Tevfik Ünaydın'ın eşi idi. Atatürk'ün dostlarından Yazar, Devlet Adamı Ruşen Eşref Ünaydın'ın ailesi.
Solmaz Ünaydın'ı Tokyo Büyükelçiliği sırasında çok işitmiştim, Kardeşim Japon Edebiyatı Uzmanı, Çevirmen İnan Öner, Türkiye'ye geldiğinde, Büyükelçi Solmaz Ünaydın'dan mutlaka bahsederdi bana, Tevfik Ünaydın'dan da bahsederdik.
Ruşen Eşref Ünaydın'ın yazdıklarını çocukken okurdum, Atatürk'ün yardımcılarından biri olduğu gibi, Ruşen Eşref Ünaydın, Atatürk Devrimleri'nin de liderlerinden biriydi.
Solmaz Ünaydın'ı ilk kez, Haziran 2010'da, bu yıl, Boğaziçi Üniversitesi Rektörlük Salonu'nda toplanan 1. Japonya Çalışmaları Konferansı'nda izledim, bir konuşma yaptı, Tokyo Büyükelçiliği sırasında yaşadığı izlenimleri anlattı. Konferans'a, Japonya Ankara Büyükelçisi Tanaka da katılmıştı, 27 öğretim üyesi, Konferans'ta tebliğlerini okudular. Profesör Selçuk Esenbel, Profesör Kadri Özçaldıran, Profesör Tadeshi Suzuki, Profesör Zafer Toprak, Konferans'ta yer aldılar, konuşmalar yaptılar.
Solmaz Ünaydın, Haziran'daki Konferans'da iyi gelmişti bana, öyle sanmışım!
2010 Japonya Yılı etkinlikleri nedeniyle yapılmıştı Konferans, Solmaz Ünaydın'ın da Konferans'a katılması büyük bir nezâket idi!
şimdi, birdenbire bir vefât haberi ile sarsıldım, vefât eden Solmaz Ünaydın'dı, yazık ki, Tevfik Ünaydın'a şimdi ulaşmam mümkün değil, haberi, Japonya'daki Kardeşim Çevirmen İnan Öner'den aldım.
Solmaz Ünaydın'ın cenâze törenleri, 29 Ağustos 2010'da, Ankara'da yapılacakmış.
Solmaz Ünaydın'ın eşi Büyükelçi Tevfik Ünaydın'a, değerli ailesine, dostlarına, meslektaşı diplomatlarımıza başsağlığı dilerim, 1. Japonya Çalışmaları Konferansı'nın katılımcılarına başsağlığı dilerim.
Tokyo Büyükelçisi Değerli Diplomat Sermet Atacanlı'ya, Dokuzuncu Cumhurbaşkanımız Süleyman Demirel'e, Onuncu Cumhurbaşkanımız Ahmet Necdet Sezer'e, Japonya'nın Ankara Büyükelçisi Tanaka'ya, Japonya Dışişleri Bakanlığı'na, Boğaziçi Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Profesör Selçuk Esenbel'e, Profesör Zafer Toprak'a, Profesör Tadeshi Suzuki'ye, Boğaziçi Üniversitesi Rektörü Profesör Kadri Özçaldıran'a başsağlığı dilerim.
Atatürk'den Ruşen Eşref Ünaydın'a, Tevfik Ünaydın'dan Solmaz Ünaydın'a, Ünaydın'ların Türkiye'ye, dünya'ya katkılarını hep hatırlayacağız!
SİNAN ÖNER

Wednesday, August 11, 2010

11 Yıl Sonra Yalova'da

Yalova'ya, 17 Ağustos 1999 Depremi'nin yıldönümlerinde mutlaka uğruyorum, geliyorum!
Yalova'da, deprem sırasında binlerce yurttaşımız vefât etmişti, depremde vefât etmiş yurttaşlarımızı saygı ile anıyorum, hemen her yıl, mutlaka Yalova'yı ziyâret ediyorum.
geçen yıl da, Kocaeli'nde, Kocaeli Üniversitesi'nde 10. Yılı'nda 1999 Depremi Sempozyumu'nda idim, bir çok ülkeden bilim adamları katılmışlardı sempozyum'a. Yalova'ya da uğramıştım, 17 Ağustos 2009 Gecesi de, Gölcük'teki törenlerde yer almıştık.
daha önceki yıllarda, Japon bilim adamları ile Yalova'yı ziyâret etmiştik.
şimdi, yine Yalova'dayım.
Yalova, depremin getirdiği tüm kayıplara rağmen, yaşamaya devâm ediyor, Yalova Halkı, Yalova Kenti'nin sürüp gitmesi için çalışıyor, çaba harcıyor, geçmişte olduğu gelecekte de, Yalova'nın Türkiye'ye, dünya'ya katkılarının sürmesi yönünde faâliyetlerini sürdürüyor.
Atatürk'ün çok sevdiği Yalova'da yıllarca yaşadım, bir Tarihçi olarak da, bir Şâir olarak da, Yalova'yı, Yalova'nın köylerini, kasabalarını sevdim, anladım.
Yalova Belediyesi'nin yeni faâliyetlerini görüyorum, geçenlerde Demokrat Parti Genel Başkanı Hüsâmettin Cindoruk, Yalova'yı ziyâret etmiş, Türkiye'nin Demokrat Partili tek Belediyesi, Yalova! Yalova'ya ilk geldiğimde, Yalova Belediyesi, Profesör Erdal İnönü'yü desteklemekteydi, Başkan, Sosyal Demokrat Halkçı Partili idi.
Yalova'nın demokrat kişiliği hiç değişmiyor, depremlerde bir çok değerli Yalovalı yurttaşımız vefât etti, ama, kalanların 11 Yıl sonra, hâlâ, demokrat, Atatürkçü değerleri izlemeleri, Yalova Halkı'nın tarihsel kişiliğini bize kanıtlıyor. Yalovalılar'ın Atatürk'e yönelmiş sempâtileri sürüyor, Yalovalı çocuklar, gençler, okumaya devâm ediyorlar Yalova'nın okullarında.
17 Ağustos 1999 Depremi'nin 11. Yılı'nda, Yalova'ya selâm, Yalova'ya saygı!
SİNAN ÖNER

Thursday, August 5, 2010

65 Yıl Sonra, Hiroşima!

65 yıl önce, Japonya'nın Hiroşima ve Nagasaki kentlerine, İkinci Dünya Savaşı'nın sona erdiği sırada, Amerika Birleşik Devletleri Hava Kuvvetleri'nce atom bombası atılmış, yüzbinlerce Japon yurttaşı ölmüş, yaralanmıştı. Tokyo'da Japonya'nın teslimiyet ilânı yapması, atom bombalarının atılmasına engel olamamıştı.
Hiroşima, Japonya'nın güneyinde bir kent. bugün, hâlâ, Hiroşimalı Japonlar, anma törenleri yapıyorlar, atom bombası kurbanlarının anısına inşâ edilmiş anıtları ziyâret ediyorlar, her yıl Ağustos ayında, İkinci Dünya Savaşı'nda ölmüş Japon yurttaşlarını anıyorlar.
ben Japonya'ya hiç gitmedim!
ama, Kardeşim İnan Öner, 15 yıldır Japonya'da yaşıyor, Tokyo Üniversitesi'nde Japon Edebiyatı alanında akademik faâliyetler yaptığı gibi, Japonya'daki deprem uzmanları ile, afet örgütlenmeleri ile, Japon Sanatı'nı temsil eden ressâmlar ya da heykelciler ile, Şâirler ile, yayıncılar ile kültürel ya da bilimsel faâliyetlere katılıyor. 1999 Depremi'nin ardından, Türkiye'ye gelen Japon bilim adamları ile, Japon sanatçılar ile, Kardeşim İnan Öner de geldi, çevirmenlikler yaptı, bir anlamda, 15 yıldır, Türkiye ile Japonya arasındaki iyi ilişkilere katkılar yaptı, genç bir akademisyen, genç bir Japonca uzmanı olarak.
Japonya'dan bir çok konuğum gelmişti, geçmiş yıllarda!
Japon öğretmenler, müzisyenler, ressâmlar, bilim adamları, iş adamları, geldiler, bir çok faâliyetlerde biraraya geldik. 2010 Japonya Yılı nedeniyle de, Japon konuklarımız Türkiye'ye geliyorlar. 2010 Japonya Yılı Açılış Törenleri sırasında Ankara'da idim, Anıtkabir'de, Japonya Dışişleri Bakanı Okada'nın katıldığı törenleri de izlemiştim. sonra, Ankara Çankaya Çağdaş Sanatlar Merkezi'ndeki Japonya Sergisi'ni izledim; Haziran 2010'da, Boğaziçi Üniversitesi Rektörlük Salonu'nda, üç gün sürmüş 1. Japonya Çalışmaları Konferansı'nı izledim, 2010'da daha başka bir çok Japonya Yılı faâliyeti var.
Kardeşim İnan Öner, Japonya'daki 15 yılında, Hiroşima'ya da ziyâretler yaptı. bana, Hiroşima ziyâretleri sırasındaki izlenimlerini anlattı. Hiroşima Halkı'nın büyüklüğünden, saygın kişiliğinden bahsetti.
Japonya'ya gidemedim ama, bana hem Japonya'dan konuklarım geldiler, hem de Kardeşim İnan Öner'in Japonya'da iyi yaşaması için çabaladım. Türkiye'den çok uzak bir ülke'de, üstelik, büyük bir atom felâketinin tarihsel ızdırapları içinde yaşamak kolay değildir elbette!
Japonya Tarihi de okumuştum, daha önce yazdım, Boğaziçi Üniversitesi Tarih Bölümü'nde, Profesör Selçuk Esenbel'in Japonya Tarihi Dersleri'ni bir yıl süre ile aldım, bu sürede, Japonya ile ilgili seminerler, konferanslar da izledim. Japonya'nın bir çok açıdan şanssız bir ülke olduğunu sanıyorum, Asya'nın ötelerinde, Japonya Halkı, yüzyıllarca ne dramlar yaşadılar!
Japonya, 65 Yıl sonra, yine anma törenleri yapıyor, Hiroşima'yı, Nagasaki'yi hatırlıyor.
İkinci Dünya Savaşı'nın nedenlerini üretenler arasında Japonya Devleti de vardır kuşkusuz, ama, sonunda, büyük bir tarihsel yıkılış, büyük bir tarihsel felâket yaşayan, yine Japonya idi.
Fransız Yönetmen Alain Resnais'in "Hiroşima, Sevgilim" filmi, Marguerite Duras'ın romanı'ndan uyarlama idi, bir Fransız'ın Hiroşima'da yaşanan felâketlerden bir roman üretmesi, sonra da bu roman'ın filmleştirilmesi, Avrupa'da, Japonya'ya yönelik hassasiyetleri uyandırmıştı.
bizde, Türkiye'de, Yazar Oktay Akbal, "Hiroşima'lar Olmasın!" diye bir kitap yazmıştı. Şâir Nâzım Hikmet Ran da, "Kız Çocuğu" şiirinde, Hiroşima'da ölmüş bir Japon kız çocuğuna ağıt yazmıştı. Nâzım Hikmet Ran, Sovyetler Birliği'nde yaşadığı sürede, nükleer silâhlanma'ya yönelik eleştirilerini ya da kaygılarını sürdürmüş bir Şâir'di. Ruhi Su da, "Kız Çocuğu" şiirini besteledi, şarkılaştırdı, daha sonra Zülfü Livaneli de, "Kız Çocuğu" şiirini besteleyip şarkılaştırdı, Hiroşima'ya yönelik hassasiyet, bir çok Türkiyeli yazar, Şâir açısından doğaldı.
Amerika Birleşik Devletleri'nin, İkinci Dünya Savaşı sona ererken, Japonya'ya neden atom bombası attığını sormak da doğaldır! tarihçiler, siyasî bilimciler, askerlik bilimi'nda uzmanlaşanlar, hâlâ bu soruyu soruyorlar, sorarlar. bu alanda kitaplar yazmak, konferanslar hazırlamak da bir insanî bir ödevdir kuşkusuz.
ben, bir insan olarak, Japonya'ya ödevlerimi yaptığımı sanıyorum! tarihsel ızdırapların kuşattığı Japon yurttaşlarını çoğu kez yalnız bırakmadım, çocukluğumdan beri Japonya'yı, Japon Halkı'nı merak ederim, Japonya'nın Türkiye ile tarihsel alışverişlerini de biliyorum.
demek ki, bana göre, Hiroşima'da patlayan atom bombası ile, dünya'daki bir çok insan, Japonya'ya yönelik bir özel bir ödev sorumluluğu almak zorunda kalmışlardır. ben, Japonya Devleti'nin İkinci Dünya Savaşı öncesinde yürüttüğü politikaları kabûllenmeyen bir Tarihçi olarak, Japon Halkı'na bağlanmış bir insanım. tarih'te, özeleştiri, bir vak'adır. halklar da, milletler de özeleştiri yaparlar! Friedrich Engels'in yazdığı gibi, işçi sınıfı da, burjuva sınıfı da özeleştiri yapar, tarih'in ilerleyişi ya da tarihsel kusurların aşılması, ancak özeleştiri ile mümkündür.
Hiroşima'nın, Nagasaki'nin yaşadığı atom bombası felâketinin 65. Yılı'nda, Japon Halkı'nı saygı ile selâmlarım.
SİNAN ÖNER

Thursday, July 15, 2010

Fransız Devrimi'ni Kutlarken!

14 Temmuz, Fransız Devrimi'nin Yıldönümü, Fransa'nın Ulusal Bayramı!
1789 Fransız Devrimi, tüm dünya'ya liderlik yapmış bir Devrim'dir, dünya, 1789 Fransız Devrimi ile büyük siyasî, sosyal, ekonomik, kültürel devrimler yaşadı, Fransa'da Cumhuriyet ilân edilirken, 19. Yüzyıl'daki devrimlerin, 20. Yüzyıl'daki devrimlerin temelleri atıldı. Türkiye'de, 1923'de, Fransız Devrimi gibi bir devrim yaşamıştı, Atatürk, Cumhuriyet'i ilân ederken Fransız Devrimi'nin derslerini Türkiye Halkı'na anlatmıştı.
1789 Fransız Devrimi Tarihi ile ilgili Türkçe'de bir çok kitap yayınlandı, daha Atatürk'ün Cumhurbaşkanlığı sırasında Fransız Devrimi Tarihi kitapları yayınlamak yaygın bir yayın politikası idi, sonra da, Türkçe, Fransız Devrimi Tarihi ile ilgili kitaplar yayınlanan başlıca dillerden biri idi.
Profesör Murat Sarıca'nın "100 Soru'da Fransız İhtilâli Tarihi", Profesör Server Tanilli'nin "Dünya'yı Değiştiren 10 Yıl", "Fransız Devrimi'nden Portreler", Atatürk'ün Doktor Sadi Borak'ın yayınladığı "Fransız İhtilâli Konferansı", Fransız Devrimi ile ilgili yararlı bilgiler getirmektedir.
1789 Fransız Devrimi ile ilgili, Victor Hugo'nun "1793 Devrimi" romanı, Türkçe'de yayınlanmış iyi kitaplardan biridir. İngiliz Tarihçi Eric Hobsbawm'ın "Devrim Çağı, 1789-1848" kitabı da, 1789 Fransız Devrimi Tarihi ile ilgili Türkçe'de yayınlanmış yararlı kitaplardan biridir.
1789 Fransız Devrimi Tarihi ile ilgili sinema filmleri, tiyatro oyunları da Türkiye'de gösterildi, sahnelendi.
Andrej Wajda'nın "Danton" filmi, Türkiye'de gösterilmiş bir Polonya filmidir, 1789 Fransız Devrimi liderlerinden Danton'un hayatını anlatan bir filmdir.
14 Temmuz Fransız Ulusal Bayramı'nı kutlarım.
SİNAN ÖNER

Sunday, June 6, 2010

1. Japonya Çalışmaları Konferansı

2010 Japonya Yılı nedeniyle, Boğaziçi Üniversitesi Rektörlük Salonu'nda, 1. Japonya Çalışmaları Konferansı toplandı, Konferans'daki üçüncü gün oturumları bugün de sürüyor. 4 Haziran 2010 Cuma, Konferans'daki ilk gün oturumlarında, Japonya Büyükelçisi Tanaka, Japonya Başkonsolosu Hayashi, Boğaziçi Üniversitesi Rektörü Profesör Kadri Özçaldıran, Japonya Araştırmaları Derneği Başkanı Profesör Tarihçi Selçuk Esenbel, Japonya Eski Büyükelçisi Solmaz Ünaydın açılış konuşmaları yaptılar. daha sonra da, ilk oturumlar yapıldı.
Türkiye'deki Japonya Çalışmaları'nın bir "envanter"i hazırlanmış oldu, 1. Japonya Çalışmaları Konferansı'nda, ekonomi, kültür, siyaset, askerî konular, edebî incelemeler, Türkiye ile Japonya arasındaki ilişkilerin tarihi açısından ele alındı, incelendi.
5 Haziran 2010'daki ikinci gün oturumlarında, Profesör Zafer Toprak, Doçent Ayşe Nur Tekmen, Doçent Oğuz Baykara, öteki tebliğ sahipleri yer aldılar.
Japonya Tarihi'nin farklı özellikleri, Konferans'ta incelendi.
Meiji Reformları, Japonya'nın İkinci Dünya Savaşı'ndaki durumu, Japonya'daki Batılılaşma Hareketleri, Japonya'nın eğitim alanındaki reformları, Japon siyasî rejimi'nin çeşitli açılardan nitelikleri, 1. Japonya Çalışmaları Konferansı'nda incelendi, tebliğ sahiplerinin hazırladıkları tebliğler ile sorular, soruların yanıtları, bu konulardaki bilgi edinimi sorunlarının aşılmasına yardımcı oldu.
1. Japonya Çalışmaları Konferansı'nda, Japonya ile ilgili Türkçe'de yayınlanmış kitaplar da sergilendi.
1. Japonya Çalışmaları Konferansı, Boğaziçi Üniversitesi'nin, Ankara Üniversitesi'nin Japonya ile ilgili akademik faâliyetlerinin de bir anlatımı oldu.
Japonya Araştırmaları Derneği de, 1. Japonya Çalışmaları Konferansı'nda "Onur Ödülleri" dağıttı.
Enka Başkanı Şarık Tara, "Japon Kültürü" yazarı Profesör Bozkurt Güvenç, Japonca uzmanı öğretim üyesi Mariko Erdoğan, Japonya Eski Büyükelçisi Solmaz Ünaydın, Japonya Araştırmaları Derneği'nce "Onur Ödülü"ne lâyık görüldüler, ödüller, 1. Japonya Çalışmaları Konferansı'nın açılışı sırasında dağıtıldı.
Boğaziçi Üniversitesi Rektörlük Konferans Salonu da, bir kez daha tarihsel bir toplantı'ya dekor oldu. 1. Japonya Çalışmaları Konferansı'nda, 25 kadar tebliğci akademisyen yer aldı.
1. Japonya Çalışmaları Konferansı'nı kutlarım.
SİNAN ÖNER

Saturday, April 24, 2010

23 Nisan Çocuk Bayramı!

23 Nisan 1920'de Türkiye Büyük Millet Meclisi, Ankara'da ilân edildi, Meclis Başkanlığı'na Mustafa Kemal Paşa seçildi, Meclis, Millî Kurtuluş Savaşı'a liderlik yaptı, bir Meclis Hükümeti ilân edildi.
Türkiye Cumhuriyeti, 29 Ekim 1923'de, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde, Mustafa Kemal Paşa tarafından ilân edildi.
daha sonra, 23 Nisan Tarihi, 23 Nisan Çocuk Bayramı olarak kabûl edildi.
aynı zamanda, 23 Nisan, "Millî Hâkimiyet Bayramı"dır, "Hâkimiyet, Kayıtsız Şartsız Millet'indir" diyen Atatürk'ün "Cumhuriyetçilik", "Milliyetçilik", "Halkçılık" gibi ilkelerinin kutlandığı bir bayram'dır.
23 Nisan Çocuk Bayramı, tüm Türkiye'de kutlandığı gibi, farklı ülkelerde kutlanıyor, Atatürk Devrimleri'nin çocuklara lâyık bir ülke yarattığı hatırlanıyor.
bugünkü çocuklar da, Atatürk'ün, büyükbabalarının, büyükannelerinin kutladığı 23 Nisan'ı kutlarken, yeni düşünceler, yeni hisler yaşıyorlar.
23 Nisan Çocuk Bayramı'nı kutlarım.
Nâzım Hikmet Ran'ın yazdığı gibi, "dünya'yı verelim çocuklara!", "çocuklar öldürülmesin, şeker de yiyebilsinler".
SİNAN ÖNER

Wednesday, April 21, 2010

Anıtkabir Defteri'nde Tarih'i Yeniden Keşfetmek

Anıtkabir'e son yıllarda daha çok gidiyorum, ziyâretlerimde Anıtkabir Müzesi'ni de geziyorum, İsmet İnönü'nün, Atatürk'ün hatıralarını yeniden öğreniyorum, izliyorum, fark ediyorum.
Anıtkabir'in Türk Silâhlı Kuvvetleri'nin resmî internet web sayfalarındaki yeri de az değil, her gün Anıtkabir'e gelen ziyâretçilerin sayısı da, http://www.tsk.tr/ adresinde ilân ediliyor.
Anıtkabir, Cumhurbaşkanı Celâl Bayar tarafından açılmıştı, Atatürk, Etnoğrafya Müzesi'nden Anıtkabir'e, törenlerle taşınmıştı.
Anıtkabir'deki tarihsel kayıtlar arasında, akrabalarımıza da rastlıyorum!
Anıtkabir Müzesi'nde, Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisi Üyeleri arasında, Çankırı Mebûsu Hacı Tevfik Durlanık Bey de var, Hacı Tevfik Durlanık, teyzem Nezahat Sandal'ın Damadı Cumhuriyet Savcısı Ünsal Durlanık'ın Dedesi'dir, Anıtkabir Ziyâretlerimde, Hacı Tevfik Durlanık'ı da ziyâret etmiş oluyorum. Anıtkabir Müzesi'nde, başka akrabalara da rastlıyorum ki, zaten, Dedem Abdülkadir Öner'in ailesi de Malatyalı'dır, İsmet İnönü gibi. ailemizde, Selânik göçmenleri de var, Atatürk gibi, akrabalıklarımızı saptadıklarımız var, saptamadıklarımız var.
Anıtkabir'i ziyâret eden yurttaşlarımızın sayısı hiç de az değil!
Türk Silâhlı Kuvvetleri'ni, Genelkurmay Başkanlığı'nı, Anıtkabir Komutanlığı'nı kutlarım, Anıtkabir'e yaptıkları hizmetlerin anlamları tarih geçtikçe daha iyi kavranacak!
Anıtkabir'le ilgili bir konu'yu daha yazmak istiyorum.
Kırgızistan'da, Frunze'de, Manas Üniversitesi'nde kaldığım süre içinde -Manas Üniversitesi Fahri Rektörü Dokuzuncu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'dir!-, Manas Üniversitesi Kütüphanesi'nde binlerce sayfa kitap okumuştum. Anıtkabir Defteri, okuduğum kitaplar arasında çok farklı bir anlama sahip, 16 Ciltlik Anıtkabir Defteri'nde, Anıtkabir'in kuruluşundan itibâren ziyâretçilerin, başka devletlerin yöneticilerinin, sosyal kurumların yöneticilerinin, devlet adamlarının kayıtları yer alıyor, Anıtkabir Şeref Defteri'nin, bir Tarihçi açısından çok kıymetli sayfaları, Anıtkabir Defteri'nde yayınlanmış.
Anıtkabir Defteri'nin 16 Cildi'ni de inceledim.
Türkiye'ye yeniden geldiğimde, Anıtkabir Ziyâretlerim çoğaldı, Ankara'ya her ziyâretimde Anıtkabir'e gittim, Anıtkabir Defteri kitabındaki belgeleri hatırladım, yeni bilgiler de öğrendim.
Anıtkabir'i, Cumhurbaşkanı Celâl Bayar'ın açtığı yıl'dan bugüne, koruyan, savunan, temizleyen, saygın bir Mozole olarak tüm dünya'nın ziyâretleri'ne açık tutan devlet adamlarımızı, Genelkurmay Başkanlığı'nın kıymetli subaylarını, General'lerini, erlerini, Anıtkabir'i ziyâret eden başka devletlerin kıymetli yöneticilerini saygı ile anıyorum.
Anıtkabir'in, Atatürk'ün, İsmet İnönü'nün "sonsuz uyku"yu uyudukları bir yer olduğu gibi, tarihimizin korunduğu, saklandığı, kayıtlandığı bir Müze olması, Türkiye Cumhuriyeti'nin, Türkiye Halkı'nın özsaygısı açısından da gerçek bir kanıttır.
SİNAN ÖNER

About Me

My photo
Mersin, Türkiye
Historian, Poet, Translator, Novelist, Cinema Writer